Huzun Adasi Duygu Gemisi

Hikaye Yazari adminHikayeler tarih AÄŸu 2nd, 2008

Seni tanıdıktan sonra hep kızmışımdır zamana,ne çabuk geçiyor diye…Oysa ÅŸimdi ben seni sensizlikle yaÅŸamaya mahkumum. Ne de zor seni sadece rüyalarımda yaÅŸatmak…Benim olmayacağını biliyorum.
Anlatsam sevgimi ,aşkımı karşılıksız kalacağından korkuyorum .Ağzından çıkacak bir �Hayır�cevabı inan ruhumu bedenimden ayıracak.

Yanında gölge olmuÅŸtum,sen hiç farkıma varmamıştın. Her sabah yolunu gözler,dersten çıkışını beklerdim. Herkes mutluluÄŸun tadını çıkarırken ben ayrılıkları ezberledim. Oysa ben gözlerine bakıp yüreÄŸine dalmak için neler vermezdim…Hiç bu kadar çaresiz kalmamıştım. Çatlamış dudakların suya muhtaç olduÄŸu gibi ben de sana muhtacım.

Her gece hayaller kurardım. KurduÄŸum hayallerde bile benim olmazdın. Sabaha kadar uyutmazdın beni. Gece gündüze kavuÅŸurken ben hala sana kavuÅŸamıyordum. YüreÄŸimi parçaladığın yetmezmiÅŸ gibi ÅŸimdide beynimi kemiriyorsun. DoÄŸmayı bekleyen güneÅŸ gibi bekliyordum seni…Bıkmıştım artık acı çekmekten ve ayrılıkları ezberlemekten. MutluluÄŸa hasret kalmıştı yüreÄŸim,tam beÅŸ yıl olmuÅŸtu karşılıksız aÅŸkım baÅŸlayalı…

Hiçbir zaman cesaretli olamadım. Yine ben senden habersiz, ben seni sensiz yaşıyorum kardelenim. Yıllar çabuk geçti ben seni hayal bile edemiyorum. Hayalin bile benden uzak…

Geçenlerde gördüm seni, tam iki sene sonra. YüreÄŸim deli gibi çarptı. Ayakta duracak takatim bile yoktu. ÇocuÄŸunu elinde görünce kendimden geçtim. Önce gözlerim nemlendi, sonra usulca dökülüverdi. Kirpiklerimin arasından birkaç damla yaÅŸ. Umutlarım bir film ÅŸeridi gibi geçiyordu aklımdan. Sanki bir kağıdın yanıp rüzgarla savrulması gibi tüm umutlarım yok oldu. Olsun be kardelenim belki sana sahip olamamıştım ama ÅŸunu bilmeni isterim ki, bende yarattığın seni benden kimse koparmaz…

Bitisin Hikayesi

Hikaye Yazari adminHikayeler tarih AÄŸu 2nd, 2008

Tam tamına 17,5 yaşındaydım o gün. Bütün eğitim hayatımı adadığım ve sonunda başardığım üniversitemin bahçesinde onunla konuşup bir ilişkinin temellerini atmak üzereyken küçük bir çocuktum. Günü birlik ilişkilerde, geçici flörtlerden hoşlanmadığımı belirtecek kadarda büyük. Üniversite hayatinin başlangıcı bu muhteşem birlikteliğinde başlangıcı oldu. Günler büyük bir hızla geçiyor ve her gecen gün aşkımızda ayni hızla büyüyordu.
Önce toplumdan, sonra da okulumuzdan soyutladık kendimizi. Her anımızı baş başa geçirmekten, İstanbulun keşfedilmemiş yerlerin gezmekten büyük keyif alıyorduk. Onun dinine çok bağlı olması, benim bugüne kadar bilmediğim görmediğim şeyleri yapıyor olması hoşuma gidiyor, ben de her gün yeni şeyler öğreniyordum.

Bu aşk romanlarından fırlamış mutlu günler daha doğrusu seneler 4 yıl sürdü. Kesintisiz 4 yıl. Bu arada o benim aileme, bende onun ailesine girmiştik. Evleneceğimiz günler sayiliydi.

5. yılımıza girdiğimiz ilk günlerinde her şey alt üst oldu hayatımda. Senelerdir görmediğim bir arkadaşımı ziyarete gittim ve aşık oldum. Hayatımızda başka insanlar olmasına rağmen bu garip duygusal çekim bizi yakaladı, ama hemen kendimizi toparlayarak uzaklaştık. İşte yine ben eski bendim. Her şeyi çözmüş ilişkime sağlam bir şekilde dönmüştüm .- Döneme mimiydim yoksa Bir kaç ay sonra İnternet ve chat ortamını keşfettim. Seneler sonra ilk kez farklı erkeklerle konuşmak gerçekten ilginçti gelmişti. İleri gidip teflonlaşmaya ve hatta bir kaç kez görüşmeye bile vardırmıştım işi. Ama hep kendimi haklı çıkaracak sebepler aradım. Kötü bir şey yapıyordum, onu anlatmıyordum. Yada bana öyle geliyordu.

Başka bir adama aşık olmamla başlayan kavgaların, tartışmaların yerini şimdi chat kavgaları almaya başlamıştı. Bu seferde netten yüzünü bile görmediğim bir adama aşık olmam, olayın patlama noktası oldu. Çünkü artık sözlerin yerini tokatlar almıştı. Çıktığım tatiller, görüşmeme kararları, ilişkiyi kurtarma çabaları hiçbir işe yaramıyordu. Elimizde hiçbir şey kalma misti artık. Bizi bir arada tutan o güçlü bağ,aşk,sevgi,saygı,hoşgörü. Hepsi uçup gitmişti.şaşkındım. nasıl bu hala gelebilmişti her şey. Bitmeliydi. Bitecekti. Ve bitti. 5. yıldönümümüze 1 ay kala bitti büyük aşk masalı.

Biliyorum. Ben suçlu görünüyorum. Ama hala kendimi haklı çıkarmak için çok fazla sebep bulamıyorum. PiÅŸman mıyım. Hayır. 23 yaşındayım artık ve elimde kalan hala bitmemiÅŸ bir okul. İliÅŸkim bitti ama okul hala duruyor. AÅŸk mı bir daha asla…

Alinin Kitabi

Hikaye Yazari adminHikayeler tarih AÄŸu 2nd, 2008

Ali çok akıllı ve çok güzel bir çocukmuş.Ali kitap okumayı çok severmiş.Bir gün babasından

güzel bir masal kitabı istemiş.Babası Aliye güzel bir masal kitabı almış.Ali bir gün bu kitabı

okurken masaldaki gibi sihirli bir ayısının olmasını istemiş.Kitaptan birden bir ayı çıkmış küçük

sevimli bir ayı.Ayı ilkönce Aliye onu kitaptan çıkardığı için teşekkür etmiş ve sonra Aliye benim

adım Dobiş peki seninki ne demiş.

Ali ismini sö yledikten sonra Dobiş Aliye:

– AliciÄŸim benim sihirli olduÄŸumu kimseye söylememelisin demiÅŸ

Ali de zaten ispiyoncu bir çocuk olmadığı için Dobişe:

– Hiç şüpen olmasın DobiÅŸ ben senin sihirli olduÄŸunu kimseye söylemem demiÅŸ.

DobiÅŸte:

–SaÄŸal ali sana güvenimi boÅŸa çıkarmayacağından emin olabilirsin demiÅŸ.

İkisi zaman geçtikçe çok iyi anlaşmışlar ve Ali hala Dobişin sırrını kimseye söylememiş.

Birgün olmuşki o gün annesi Aliyi takip etmiş ve annesi Dobişi görmüş.Tabi bu sırrı zaten 1

kişiden fazla birisi bilirse dobiş msallar ülkesine geri dönermişşş.Anneside Dobişi gördüğü için

Dobiş o akşam masallar ülkesine dönmüşşşşşş ve Ali herzaman Dobişin yer aldığı masalı

herzaman okurmuÅŸ ve bazende DobiÅŸle konuÅŸurmuÅŸÅŸ….

Ben Ve gecelerim hep sevecegiz Seni

Hikaye Yazari adminHikayeler tarih AÄŸu 3rd, 2008

Daha kaç geceler böyle sessiz, böyle sensiz yaÅŸayacağım? Bilmiyor musun ki ey yar, beni ne çok mahvediyor uzaklığın, ne çok bölüyor kalbimi kalbin…

Bir gece daha baÅŸlıyor… Önümde upuzun yaÅŸayacağım bir gecem, bir karanlığım daha var. Saatlere, saniyelere gireceÄŸin; damarımdaki kanıma kadar iÅŸleyeceÄŸin bir gecem daha baÅŸlıyor… Bir gecem, bir sevdam daha baÅŸlıyor ama yazık ki gözyaÅŸları ma giren olmayacaksın yinede.

Beni artık acılarımla baş başa bıraktı ağlamalarım. Gözyaşlarım bile beni terketti.Sen geldiğinden, sen olduğundan beri tüm herşey beni terketti. Ben de tükettim onları zaten. Evet artık geceleri uyuyamıyorum. Karanlıklar başlar başlamaz başlıyor kalbimin aglamaları.Önceleri onları dinlemeye, onlara ses vermeye çalışıyordum. Farketmiyormuşum gibi davranıyordum. Sırf o
karanlık geceyle yüz yüze gelmemek için.

Biliyordum o yalnızlığı yaşamam gerekiyordu. Bir insan arıyordum yanımda, geceyi bana unutturacak.

Onun iyi, güzel ve çirkin olması da önem taşımıyordu. Yeter ki olsun yanımda. Olsun ki gece üzerime üzerime gelmesin. Yanımda birini görüp vazgeçsin benden.Veya yanımda birileri olsun da unutayım istiyordum SENİ. Biliyordum ki geceyle yüz yüze kaldığım zaman Sevda dışında bir ÅŸey olmayacaktım. Sonra, sonra bu dönem de kayboldu. Yalnızlığı arayan, yalnızlığa özlem duyan oldum.O karanlık gecelerin ıssızlığına gömülmekten kaçamaz oldum. Çünkü onlar da seni buluyordum. Çünkü bana gündüzlerin veremediÄŸini veriyordu geceler SENİ…

Gündüzlerde yoktun, aydınlarda yanımda yürüyen değildin. Ama geceleri öyle miydi? Geceleri yüreğimde yürüyordun ve ben adımlarında yaşayandım. Artık uyuyamıyorum. Hem de hiç mi hiç Ne kadar çabalasam da olmuyor. Bir garip ağırlıkla kah seni bekleyerek kah gelmeyeceğinden emin olarak geçiriyordum saatleri.

Seni yaşıyordum. Gecelerde yüz yüze kalıyorduk seninle.Gece vefalı, fedakar bir anne gibi kucağına alıyor beni sabaha kadar götürüyordu. Zaman akıyormuydu, geçiyor muydu bilen değilim. Hiçbir zaman da bilen olmadım. Bu yaralarla, bu kanıma işleyen aşk yangınlarıyla sabaha nasıl kül olmadan varabiliyordum? Bilmiyorum gerçekten. Yanmaktan ateş olduğum bu gecelerde beni tüketmeyen neydi?Sevgin mi? Beni evirip çevirip kora getiren söndürmeyen neydi?Bağrımdaki yangından neden yok olmuyordum? Beni sabaha vardıran geceler miydi yoksa?

Geceler Benim gecelerim…. Senin gecelerin… Seni yaÅŸadığım Geceler. Gönlümde bir derin yarasın sen! Bu gecelerde de çok ÅŸey istedim bir ÅŸeyler yapabilmeyi. Elime çoÄŸu kez kalem kağıt alıp seni yazmayı istedim. Olmadı ama.Kalbim seninle öylesine doluydu ki her hareketim sönük kalıyordu. Ben çaresizliÄŸi kapılıp gidiyordum. Ne yaptığımı bilmiyordum. Saatlerce, saatlerce oturup seni düşünüyordum. Kalbimde bastırmaya çalıştığım duygularıma ilk olarak geceleri yaÅŸama hakkı veriyordum. Herkesten gizlemeye çalıştığım o korları gecelere çıkartıyordum sanki. Gecelerden saklamıyordum hiçbirÅŸeyi. Gecelerle paylaşıyordum, ve geceler sarıyordu beni. Beni alıp sensizliÄŸin okyanusunda boÄŸmuyordu. Beni sensizliÄŸin zirvesinde, en uç noktasında aÅŸkın sonsuzluÄŸuna götürüyordu.

Artık bu geceleri sevmeye baÅŸlıyorum. Bana seni getiren geceler…Benim gecelerim onlar…Benim senlerim benim yalnızlıklarım, benim aÅŸklarım diyebildiÄŸim gecelerim.Evet artık uyuyamayan, aÄŸlayamayan gözlerime aÄŸlamıyorum. Gecelerimi de feda ediyorum sana. Gündüzlerde söyleyemediklerimi gecelerde haykırıyorum. Ve uçsuz bucaksız seviyorum seviyorum SEVİYORUM.

Artık uyuyamıyorum, evet. Uykular haram oldu bana senden sonra. Hem nasıl uyuyabilirim ki? Gözlerin var artık gecelerimde, senin gözlerin senin karanlık gözlerin.. Hiç görmediÄŸim gözlerin…. Sanıyorum ki artık sana yalnız ben deÄŸil, geceler de vurgun! Beni böylesine koynuna alışı, karanlığında bunca aydınlatması neden? Evet sen öyle güzel, öyle güzelsin ki, geceler de seni sevdi.Öyle ki sana ihanet edip de seni yaÅŸamıyormuşçasına uyumaya, gözlerimi yummaya çalıştığım zaman hemen giriveriyorlar içime ve seni getiriyorlar bana. Gözlerimi öyle bir açıyorlar ki bir dahasına kapayamıyorum bile…

Ve ağlayabilmeyi diliyorum bazı geceler. Bunu gecelerden sonsuza diliyorum. Ağlasam, doyasıya hıçkırırcasına ağlasam belki seni bir parçacık olsa unutur ve kendi içime gömülür birazcık gözlerimi yumabilirim diye düşünüyorum. Sabahları uykuda yakalayan olmaktan çıkıp, sabahları uykuda bulunan olmak istiyorum. Bunun için istiyorum ağlayabilmeyi. Sana olan özlemimi, içimde bir dağ kadar ululaşmış hasretini belki bir parça dindirebilirim diye düşünüyorum. Belki seni birazcık gömebilirim de yüreğime, rahatlarım diye umuyorum olmuyor.

AÄŸlamaya çalışıyorum, aÄŸlamalarım bana isyanlar ediyor. Geceler bana bu isteÄŸimi vermiyor. Ne zaman aÄŸlasam yalnızca ve yalnızca bir iki gözyaşı olup kalıyorsun gözlerimlde. Gözlerimde donan birkaç damla yaÅŸ oluyorsun, o yaÅŸları da sarıyor geceler. O yaÅŸlarla birlikte alıyor yanına geceler beni… Geceler unutmamı istemiyor seni, geceler bana ihanet ediyor. Geceler senden yana sevdiÄŸim, geceler seni yaÅŸamamı istiyor. Sözümü dinlemiyor….

GüneÅŸi özlediÄŸim oluyor arada bir. Yeter diyorum bunca yıldızla arkadaÅŸ olduÄŸum. Seni unutup da yıldızları gördüğüm anlar olursa tabii. Beni böyle gördükleri zaman anlamıyor insanlar. Nasıl böyle saatlerce kalabildiÄŸimi sorup duruyorlar. Böyle tüm dünya uyku içindeyken benim nasıl karanlığın içinde bakışlarımı dayattığımın sırrını anlamıyorlar. Ve onlar bilmiyorlar ki içim bir kordur…Tüm dünya, tüm tabiat susmalarda ve uykulardadır belki ama benim yüreÄŸimde gizlenmektedir tüm dünya… Ben içime tüm insanları,,, tüm milyarları almışım. Farkında deÄŸiller. Herkesi ve herÅŸeyleri sığdırmışım içime. Bir sen sığmıyorsun, bir seni sığdıramıyorum kalbime, bilmiyorlar…Ve senin uzaklığın, ve senin gece kadar olan uzaklığın… Bana öyle uzak öyle yabancısın ki sevdiÄŸim, seni senden istemeye korkuyorum. Geceleri bu yüzden seviyorum. Seni sevmeme engel olmuyor, seni bana getiriyor… ve seni gecenin karanlığında buluÅŸumdandır seni gündüzleri istemeyiÅŸim. Evet sevdiÄŸim bana her ÅŸeyden ve herkesten uzaksın. Herkesin yaÅŸamına giriyor, her ÅŸeyi paylaşıyorsun insanlarla… Ama bana gelmiyorsun. Ama ama sitem bile etmiyorum… Sana söyleyecek söz bulamıyorum. Söyleyecek bir ÅŸeyler arasam ve bulsam biliyorum geceler alır onu elimden, dilimden de. Sana söyleyeceklerimin hesabını yapsam sabahlar buna izin vermez. Ve ben seni yaşıyorum. Olsa olsa sana BU SEVGİYİ YAÅžA diyebilirim.Gel birlikte yaÅŸayalım demeye dilim varmaz. Geceler bunu bırakmaz yanına. KaybettiÄŸim deÄŸilsin. Ben seni hiç yitirmedim. Çünkü içimde taşıdığımdın hep. Benden bir parça oldun sen. Ben kendimi yitirmediÄŸim sürece sen de kaybolmayacaksın.

Evet, seni anlamakla, seni yaÅŸamakla, seni sevmekle geçirdiÄŸim bu gecelerde, sabahladığım bu gecelerde, benden çok uzaklarda bulunan sana uykularında bir rahatlık veriyorsa sevdam, ne mutlu bana. Gecelerim…Sarın yaralarımı geceler demiÅŸ bir ÅŸair.. Beni bu geceler mahvetti desem haksızlık mı ederim onlara. Beni sen mahvettim desem yalan olur bu. Ama beni bu geceler, geceleri de bana musallat eden sensin. Senin sevdanla baÅŸladı gecelere sevda yazmam. Sevda masalı okumam bundandı. Ben bu gecelerde tüm karanlıkları dağıtabilirim. Bana hüzünlerini, bana acılarını ver sevdiÄŸim. Ver ki senin acılarını da ortak edeyim gecelerime. Ver ki gecelerle kavgalı olayım. Åžimdi seni getirdikleri için onlara ses bile çıkarmıyorum. Sen yaÅŸadığımsın, yaÅŸatanımsın. Sevdamsın sen… Belki ben anlatamıyorum ama geceler bu sevdaya ÅŸahittir. Çünkü artık onlarda bu aÅŸka ortak oldular. Belki benden bile çok seviyorlar seni. Ben seni hiç mi hiç gözlerimle bitirmek istemedim. Ve gecelerin içinde, gecelerle birlikte hep sevdim seni…VE HEP SEVECEĞİM…

Ne kadar birlikte olamayacağımızı bilsem de Ben ve Gecelerim Hep seveceÄŸiz seni…

Bilinen Gercek

Hikaye Yazari adminHikayeler tarih AÄŸu 2nd, 2008

Sıradan bir gün daha başlıyordu. Herşey hazırdı. Dalışa geçecek ve bu dünyayı incelemeye devam edecekti. Paletlerini giyindi, deniz gözlüğünü taktı, hava tüpünü de sırtına geçirdikten sonra kendini suya bıraktı.

Bu dünya başka bir dünyaydı onun için, hiçbir insan yok. Kendini deniz hayvanlarıyla bir hissediyordu. Biraz derinlere indi. Her yer ışıl ışıl parlıyordu. Güneşin ışınları denizi adeta yalıyordu.

Daha sonra yüzeye doğru yüzdü. Denizin bir metre altında yüzüyordu. Herşey ne kadar güzeldi. Kendini suyun yüzüne çıkarınca başka bir farklı dünyada hissetti kendisini. Evet, iki dünya arasında hayatı sürüyordu. Bu iki farklı dünyada yaşamayı seviyordu. Teknesine doğru baktı, biraz fazla açılmıştı. Su üstünde iki dakika durduktan sonra tekrar denize daldı. Teknesine doğru yüzmeye başladı.

Denizin altında yüzen balıklar, taşın altında bulunan yengeçler, yunuslar, kara ve su kaplumbağaları, hepsi iki dünyanın farklı yaratıklarıydı. Bir hayvan, kara hayvanı mı yoksa deniz hayvvanı mı olduğunu nereden biliyordu acaba. Konuşacak bir dilleri olmasa bile, bütün bu harikaları anlayabiliyorlar mıydı.

Suyun altında yüzerken, biran kendini daha yoÄŸun bir yerde hissetti. Bir farklılık olduÄŸunu anlamıştı adam. Tekrar geri dönerek yüzmeye baÅŸladı. Yine eski ortamında buldu kendini. “Denizde iki ortam nasıl olabilir” diye düşündü. Denizin yoÄŸunluklarının farklı olduÄŸu yerin tam ortasında durdu. Yüzeye doÄŸru tekrar çıktı.

Dalgıç, teknesine yüzdü. Dümenini, kendisine farklı gelen, yoğunluğunun farklı olduğunu hissettiği yere kırdı. Oraya geldiğinde denizi bir güzel incelemeye başladı. Kendi gördüğünü, belki normal bir insan, yani bu dünyayı iyi tanımayan bir insan göremezdi. O alana baktığında denizin renginin, sanki arasına gizli, görünmeyen bir cam sokulmuş gibi, birdenbire farklılaştığını anladı. Bu farklılığı daha iyi anlayabilmek, bitmek bilmeyen öğrenme isteğini tatmin etmek için tekrar denize daldı. Su üstünde, kendisinin keşfettiği alana doğru yüzdü. Gerçektende burada, bir anormallik vardı.

Denizin suyunun rengi, belki de kendisinden başka hiçbir kimsenin göremeyeceği bir durumdu bu, aniden farklılaşıyordu. Bu sefer deniz gözlüğünü ve tüpünü yanına almamıştı. Çünkü bu seferki dalışının asıl amacı deniz diyarını incelemek değil, iki dünyayı birbirinden ayıran bu sınırdaki farklılığı anlayabilmekti.

Dalgıç, dudaklarını, daha koyu olarak gördüğü suya değdirdi. Diliyle dudaklarını sıvazladı. Evet, su tuzlu suydu. Daha sonra dudaklarını, daha açık ördüğü suya değdirdi. Bu seferki su tatlı suydu. Kaptan, denizlerle ilgili müthiş bir şey keşfettiğini anladı o an. Bu alanda tatlı su ile tuzlu su birbirine karışmıyordu. Bugün onun için çok güzel bir gündü. Keşfettiği bu alanı beynine iyice kazıdı; çünkü burayı unutmaması gerekiyordu, keşfinin kanıtlanmasında iyi bir örnek olacaktı.

Teknesine çıktı. Kendisinin bulunduğu yere yakın olan bir arkadaşına doğru yol aldı.

Kaptanın arkadaşı, evinde yemek hazırlıyordu. Yalnız bir insandı. Bütün ev işleriyle kendisi uğraşırdı onun için. Yemeğini hazırladıktan sonra küçük bir masada yemeye başladı. Bu sıralarda kapının zili çalındı. Kapıyı açtığında karşısında kaptanı gördü. Daha yeni dalış yaptığını anlamıştı; çünkü her nedense kurulanmamıştı.

“Nedir bu halin kaptan, neden kurulanmadın?”

“Bırak kurulanmayı, bugün çok özel bir gün.”

“Sofra hazır, gel ilk önce bir güzel karnımızı doyuralım, daha sonra bugünün neden güzel bir gün olduÄŸunu konuÅŸuruz.”

Kaptan üstüne baktı: “İzin verirsen ÅŸu üstümü bir deÄŸiÅŸeyim.”

“Tabi canım. Ben de bir tabak daha koyayım sofraya.”

Kaptan ıslak elbiseleri üzerinden çıkartarak kuruları giyindi. Heyecanla sofraya yaklaÅŸtı. Arkadaşı onu görünce: “Gel sofraya, biraz yiyelim. Dalıştan geliyorsun, acıkmışsındır.”

“Canım hiç yemek istemiyor. Biliyormusun bugün daldığım zaman denizlerle ilgili bir ÅŸey keÅŸfettim.”

“NeymiÅŸ o keÅŸfettiÄŸin ÅŸey.”

“Yüzerken bir alandaki farklı renkteki deniz sularını gördüm. Bunları incelediÄŸimde denizin tatlı suyu ile tuzlu suyunun birbiriyle karışmadığını buldum.”

Kaptanın arkadaşı bu sözleri duyunca gülmeye başladı.

“Neden gülüyorsun.”

“Neden güleceÄŸim. Bunu sen keÅŸfetmedinki. Ben zaten bunu biliyordum.”

Kaptan şaşkınlaştı:

“Nasıl olur, bunu ilk ben keÅŸfettim, hem sen dalmıyorsun bile.”

“Tamam dalmıyorum. Zaten bunu dalarak öğrenmedim. Bir kitaptan okudum.”

“Nasıl olur. O kitap sende mi?”

“Evet bende.”

“Görmek istiyorum. Lütfen göster bana.”

Kaptanın arkadaşı, kitaplığına gidip yeşil renkli bir kitap aldı. Bir sayfayı açtı ve kaptana gösterdi.

“Evet” dedi kaptan, “gerçektende bu biliniyormuÅŸ. Bu kitabı hangi denizci yazdı?”

Kaptan bu kitabı kimin yazdığını anlayabilmek amacıyla ön ve arka kapağı kontrol etti. Fakat bir bilgiye rastlayamadı. Arkadaşı ise kaptana bakıyor, kendini gülmekten alamıyordu.

“BoÅŸuna araÅŸtırma” dedi, “Bu kitap Allah ın kitabıdır.”

Evliligin Hikayesi

Hikaye Yazari adminHikayeler tarih AÄŸu 2nd, 2008

Ben 32 yaşında evlilikte altı yılını doldurmuş bir kadınım. Eşim ile 2000in Ekimin de çalıştığım bir klinikte karşılaştım. Onu ilk defa merdivenlerden inerken gördüm. Gözlerimi ondan alamamıştım oda bana ısrarla bakmıştı. Oysa hiç beğeneceğim bir tip değildi. Sarışındı üniversite öğrencisi idi ve benden küçüktü.
Ama ben bir anda ona kapılmıştım. Bir süre sonra odama yanını bir doktor arkadaşla geldi. Onunla tanışmak istediğimi söyledim ve tanıştım.
Tanışmamızdan sonra hemen her gün çeşitli sebeplerle kliniğe geliyordu. Bu çok hoşuma gidiyordu. 3-4 gün sonra benimle çıkmak istediğini, ve niyetinin ciddi olduğunu belirtti. Bu beni biraz korkutmuştu. Teklifini yaşı nedeniyle kabul edemeyeceğini söyledim. Ama o ısrarlıydı. Biraz düşünmemi söyledi. Yine de kabul etmeyecektim. Çünkü ondan 2,5 yaş büyüktüm ve bu benim için önemliydi.

Ama bir başka doktor arkadaşın ısrarı üzerine onunla çıkmaya karar verdim. Kendinden emin konuşması bana güven verdi. Onun yanında kendimi mutlu hissediyordum.

Tanışmamızın üzerinden 1 ay geçmişti ve artık evlilik planları yapıyorduk. Ama ailesi evlilik planımıza karşı çıktı. O bir su istasyonu işletiyordu, bende bir klinikte çalışıyordum. Ailesi bizim geçinemeyeceğimizi söylüyordu. En önemlisi ben tesettürlüydüm. Ailesinin tehditlerine rağmen biz gizli bir evlilik yaptık. O gün bizim için hem mutlu hem üzücü bir gündü. Nikahta ikimizin ailesinden kimse yoktu. Biz yine de çok mutluyduk ve hala da mutluyuz. Geçirdiğimiz maddi ve manevi zorluklara rağmen ona olan aşkım her geçen gün büyüyor. Ona her baktığımda içimde sevgi ve mutluluk doluyor ve bu 6 yılın sonunda ondan gün içindeki birkaç saatlik ayrılık bile bana zor geliyor. Onu çok özlüyorum. Emin olun onunla evlendiğim için Allah a şükrediyorum, ömrümün sonuna kadar da hislerimin aynı şekilde devam etmesini istiyorum.

Evlenmeye karar verdiÄŸim zaman ona böyle aşık olacağımı düşünmemiÅŸtim. Sadece benim için uygun bir kiÅŸi diye düşünmüştüm. Oysa ÅŸimdi ona gerçekten aşık olduÄŸumu ve her geçen gün aÅŸkımın arttığını hissediyorum. Çünkü ben onu kendimden çok seviyorum. İki bedenin bir bedende olabileceÄŸini düşünmezdim ama oluyormuÅŸ. Onu kaybetmem demek kendimi kaybetmem demek. OnsuzluÄŸu düşünmek bile istemiyorum. Herkesin bu duyguyu hissedebilmesini istiyorum…

Sonraki »

Hikaye Sohbet Chat

Sesli Chat Sohbet Muhabbet SesliSohbet SeslİChat

Yazili Chat Sohbet Muhabbet Turkchat


Hikayelerden MircYukle Mircindir Mirc mRc

Son Yorumlar

Hikayelerden Reklam

Yorumlariniz

Haber Haberler


Nicknizi Yazip:

mirc mircturkce turkcemirc mircsite mircarama indirmirc chatmirc mirchat


hikayeler Hikaye hikaye