Aynali Tapinak

Hikaye Yazari adminHikayeler tarih Ağu 2nd, 2008

“Hindistan da yüksek bir dağın doruğuna yapılmış “BİN AYNALI TAPINAK” adlı görkemli bir tapınak vardı.

Günlerden bir gün bir köpek dağa tırmandı, tapınağın merdivenlerinden çıkarak “BİN AYNALI TAPINAK”a girdi.

Tapınağın bin aynalı salonuna geçtiğinde bin tane köpek gördü. Korkarak tüylerini kabarttı; kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırdı; korkutucu hırıltılar çıkararak dişlerini gösterdi. Ve bin köpek de tüylerini diktiler; kuyruklarını bacaklarının arasına alıp korkunç sesler çıkartıp dişlerini gösterdiler. Köpek paniğe kapılarak tapınaktan kaçtı.

Ve o andan itibaren bütün dünyanın tehlikeli, korkunç köpeklerle dolu olduğuna inandı.

Bir süre sonra bir başka köpek gelip dağa tırmandı. O da tapınağın
merdivenlerinden çıkıp “BİN AYNALI TAPINAK”a girdi.Tapınağın bin aynalı salonuna geldiğinde bin tane köpekle karşılaştı ve çok sevindi: Kuyruğunu salladı; neşeyle oradan oraya zıpladı ve köpekleri oynamaya çağırdı.

Bu köpek tapınaktan çıktığında dünyanın dost ve sevecen köpeklerle dolu olduğuna inanıyordu.”

Huzun Adasi Duygu Gemisi

Hikaye Yazari adminHikayeler tarih Ağu 2nd, 2008

Seni tanıdıktan sonra hep kızmışımdır zamana,ne çabuk geçiyor diye…Oysa şimdi ben seni sensizlikle yaşamaya mahkumum. Ne de zor seni sadece rüyalarımda yaşatmak…Benim olmayacağını biliyorum.
Anlatsam sevgimi ,aşkımı karşılıksız kalacağından korkuyorum .Ağzından çıkacak bir �Hayır�cevabı inan ruhumu bedenimden ayıracak.

Yanında gölge olmuştum,sen hiç farkıma varmamıştın. Her sabah yolunu gözler,dersten çıkışını beklerdim. Herkes mutluluğun tadını çıkarırken ben ayrılıkları ezberledim. Oysa ben gözlerine bakıp yüreğine dalmak için neler vermezdim…Hiç bu kadar çaresiz kalmamıştım. Çatlamış dudakların suya muhtaç olduğu gibi ben de sana muhtacım.

Her gece hayaller kurardım. Kurduğum hayallerde bile benim olmazdın. Sabaha kadar uyutmazdın beni. Gece gündüze kavuşurken ben hala sana kavuşamıyordum. Yüreğimi parçaladığın yetmezmiş gibi şimdide beynimi kemiriyorsun. Doğmayı bekleyen güneş gibi bekliyordum seni…Bıkmıştım artık acı çekmekten ve ayrılıkları ezberlemekten. Mutluluğa hasret kalmıştı yüreğim,tam beş yıl olmuştu karşılıksız aşkım başlayalı…

Hiçbir zaman cesaretli olamadım. Yine ben senden habersiz, ben seni sensiz yaşıyorum kardelenim. Yıllar çabuk geçti ben seni hayal bile edemiyorum. Hayalin bile benden uzak…

Geçenlerde gördüm seni, tam iki sene sonra. Yüreğim deli gibi çarptı. Ayakta duracak takatim bile yoktu. Çocuğunu elinde görünce kendimden geçtim. Önce gözlerim nemlendi, sonra usulca dökülüverdi. Kirpiklerimin arasından birkaç damla yaş. Umutlarım bir film şeridi gibi geçiyordu aklımdan. Sanki bir kağıdın yanıp rüzgarla savrulması gibi tüm umutlarım yok oldu. Olsun be kardelenim belki sana sahip olamamıştım ama şunu bilmeni isterim ki, bende yarattığın seni benden kimse koparmaz…

Muzik Bir Sevgidir

Hikaye Yazari adminHikayeler tarih Ağu 2nd, 2008

sevgi kasabası diye biryer varmış orada birbirine çok yakın 5 arkadaş varmış adları birisinin adı yağmur birisinin adı damla birisinin adı deniz birisinin adı nehir birisinin adı ise yaprakmış bunların sesleri çok güzelmiş bu beş arkadaş şehire gidip şarkı söyliyip para kazanırlarmış kazandıkları paranın yarısın yiyecek yarısın giyecek yarısınıda müzik aletlerinin yenilenmesi için kullanıyorlarmış bir gün şehirden geldiklerinde bir bakmışlar paraları yokmuş sonra yaprak oradan paramız çalındı di ye bağırmış yağmur demişki eyvahh napıcaz şimdi kıyafet alamicaz kavalımında sesi pek bozuk çıkıyordu onu değiştiremicem en önemlisi yemek yiyemicem demiş damla üzülme biz şimdiye kadar bütünzorluklardan geçtik yarın şehirde daha çok çalışıp daha çok para kazanırız demiş yağmur offff ya diye bağırmış diyer gün şehire gittiklerinde fazla iş yapamamışlar sadece paraları yiyecek almaya yetmiş bu beş arkadaş çok üzülmüş yapeki yarın yarında hiç iş yapamicaz diye korkmuşlar sonra nehir çok canı sıkılıp dışarı dolaşmaya çıkmış sevgi kasabasında bağırıyorlarmış şarkı yarışması var şarkı yarışması var diye sonra nehir hemen koşup evdekilere haber vermişevdekiler bu bizim için büyük bir şans diye bağırmışlarr damla demişki hadi ozaman gidip ismimizi yazdıralım demiş birde şarkı yarışmasında birinci olana büssürü para ve yep yeni müzik aletleri veriyorlarmış beş kardeş bu duruma çok sevinmiçler ama bide ne gördünler şarkı yarışmasına sadece 1 kişi katılırmış yani gurup olarak katılamıyacaklardı bu onların sevincini çok kırdı yaprak iyi o zaman bizde teker teker katılırız dedi arkadaşları birden olur diye bağırılar yarışma iki gün sonraydı hepside çok heycanlıydı geceleri yatamıyorlardı yarışma hazırlanırken kendi içlerinden bu yarışmayı ben kazanıcam die söleniyorlardıyarışma günü gelmişti orada büssürü yarışmacılar vardı ama sonra sadece 5 yarışmacı kalmıştı onlarda yağmur damla yaprak nehir ve denizdi juriler bu beş yarışmacıdan kimi seçiceklerini şaşırmışlardı juriler kendi aralarında konuşarak birdah şarkı söyleyin dediler bu beş arkadaş birbirine çok sinirlendi adeta birbirlerine düşman olmuşalardı bu beş arkadaş juriler şaşkındı kimi sececeklerini bilmiyorlardısanki hepsinin sesi doğadan gelen sesti juriler gülmeye başladı yaprak neden gülüyorsunuz dedi juriler size gülüyoruz hepinizin sesi bukadar güzel olduğunu biliyorsun o halde neden bu yarışmaya girdiniz kavga edeceğinizi hiç düşünmedinizmi hepinizi 1. yapıyoruz diyerek sözü bitirdiler ama deniz olmaz öyle şey bir birinci seçicekseniz seçin birimizi dedi yaprak deniz noluyorsana dedi yok birşey dedi deniz yağmurda dediki biz arkadaşız zaten bu yarışmaya biz şehirde iş yapamadık paramız yok die girdik kavga etmek için girmedikki deniz galiba haklısın dedi böyle davranmamam gerekiyordu deyim ödüllerini aldılar sonra hepsi şarkı söyleyerek mutlu mesut yaşadılar ………..

Evliligin Hikayesi

Hikaye Yazari adminHikayeler tarih Ağu 2nd, 2008

Ben 32 yaşında evlilikte altı yılını doldurmuş bir kadınım. Eşim ile 2000in Ekimin de çalıştığım bir klinikte karşılaştım. Onu ilk defa merdivenlerden inerken gördüm. Gözlerimi ondan alamamıştım oda bana ısrarla bakmıştı. Oysa hiç beğeneceğim bir tip değildi. Sarışındı üniversite öğrencisi idi ve benden küçüktü.
Ama ben bir anda ona kapılmıştım. Bir süre sonra odama yanını bir doktor arkadaşla geldi. Onunla tanışmak istediğimi söyledim ve tanıştım.
Tanışmamızdan sonra hemen her gün çeşitli sebeplerle kliniğe geliyordu. Bu çok hoşuma gidiyordu. 3-4 gün sonra benimle çıkmak istediğini, ve niyetinin ciddi olduğunu belirtti. Bu beni biraz korkutmuştu. Teklifini yaşı nedeniyle kabul edemeyeceğini söyledim. Ama o ısrarlıydı. Biraz düşünmemi söyledi. Yine de kabul etmeyecektim. Çünkü ondan 2,5 yaş büyüktüm ve bu benim için önemliydi.

Ama bir başka doktor arkadaşın ısrarı üzerine onunla çıkmaya karar verdim. Kendinden emin konuşması bana güven verdi. Onun yanında kendimi mutlu hissediyordum.

Tanışmamızın üzerinden 1 ay geçmişti ve artık evlilik planları yapıyorduk. Ama ailesi evlilik planımıza karşı çıktı. O bir su istasyonu işletiyordu, bende bir klinikte çalışıyordum. Ailesi bizim geçinemeyeceğimizi söylüyordu. En önemlisi ben tesettürlüydüm. Ailesinin tehditlerine rağmen biz gizli bir evlilik yaptık. O gün bizim için hem mutlu hem üzücü bir gündü. Nikahta ikimizin ailesinden kimse yoktu. Biz yine de çok mutluyduk ve hala da mutluyuz. Geçirdiğimiz maddi ve manevi zorluklara rağmen ona olan aşkım her geçen gün büyüyor. Ona her baktığımda içimde sevgi ve mutluluk doluyor ve bu 6 yılın sonunda ondan gün içindeki birkaç saatlik ayrılık bile bana zor geliyor. Onu çok özlüyorum. Emin olun onunla evlendiğim için Allah a şükrediyorum, ömrümün sonuna kadar da hislerimin aynı şekilde devam etmesini istiyorum.

Evlenmeye karar verdiğim zaman ona böyle aşık olacağımı düşünmemiştim. Sadece benim için uygun bir kişi diye düşünmüştüm. Oysa şimdi ona gerçekten aşık olduğumu ve her geçen gün aşkımın arttığını hissediyorum. Çünkü ben onu kendimden çok seviyorum. İki bedenin bir bedende olabileceğini düşünmezdim ama oluyormuş. Onu kaybetmem demek kendimi kaybetmem demek. Onsuzluğu düşünmek bile istemiyorum. Herkesin bu duyguyu hissedebilmesini istiyorum…

Ustegmen Zahidin Vaziyeti

Hikaye Yazari adminHikayeler tarih Ağu 30th, 2008

Üsteğmen Zahid’in Ailesine gönderdiği vasiyetinide içeren son mektubu

“Bu günlerde her zamankinden daha önemli muharebelere gireceğiz. Bilirsin , her muharebeye giren ölmez. Fakat eğer ben ölürsem sakın gam yeme… Beni ve seni yaratan Allah bizi nasıl dünyada birbirimize nasib etti ise , benden şehitlik rütbesini esirgemediği taktirde , elbette , ruhlarımızı da birbirine kavuşturur. Vatan yolunda şehit olursam bana ne mutlu. Ancak , sana bir vasiyetim var :

Birincisi benim için kat’iyyen ağlama…

İkincisi, eşyamın listesi ilişikte. Bunları sat , ele geçecek paradan “mihr-i muaccel” ve “mihr-i müeccel” ini al , üst tarafı ile bana bir mevlüt okut. Eğer bunlar sana borcumu ödemezse hakkını helal et ve ilk gece aramızda geçen sözü unutma…”

Ayrıca mektubun içinden kırmızı kordelaya bağlı bir de saç demeti çıkar. Saçın tazeliği bunun mini mini bir yavrunun başından kesilmiş olduğunu göstermektedir.

İşte o zaman herkes Zahid’in evli olduğunu ve Nadide isminde . de bir yavrusunun varlığını öğrenir. Çünkü Zahid Üsteğmen cepheye gelirken arkasında evlad ü iyal düşüncesini de bırakmıştır. Ve savaş boyunca ne izin isteyerek evine gitmeyi düşünmüş ne de o konuda iki çift laf etmiştir.

Zahid , 9 Ocak 1916’da şehit olur.

Gümüşhane’ nin Şiran ilçesinden Üsteğmen Zahid , . . Aziziye ilçesinin Kılıç Mehmet Bey köyünden Ahmet Efendi’nin kızı, eşi Hanife Hanım’a yazdığı ve vasiyetini bildirdiği mektubunu şu cümle ile bitirir :

“Bu vasiyetimi aldığınız zaman yüksek sesle ağlamanıza razı değilim.”

Sonraki »

Hikaye Sohbet


Son Yorumlar

Hikayelerden Rastgele

Cok özür diliyorum ellerini tuttugum icin, cok özür diliyorum gözlerine baktigim icin, cok özür diliyorum seni insan yerine koyup sevdigim icin…

Hikayelerden Reklam


Nicknizi Yazip:

mirc mircturkce turkcemirc mircsite mircarama indirmirc chatmirc mirchat

hikayeler Hikaye hikaye hikayelerden Google Sitemap
site ekle