yuksek Yuksek Tepelere

Hikaye Yazari adminHikayeler tarih Eki 23rd, 2008

Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar
Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler
Annesinin bir tanesini hor görmesinler

Uçan da kuşlara malum olsun
Ben annemi özledim
Hem annemi hem babamı
Ben köyümü özledim

Babamın bir atı olsa binse de gelse
Annemin yelkeni olsa uçsada gelse
Kardeşlerim yollarımı bilsede gelse

Çok eski bir söylentiye göre Malkara köylerinden birinde Zeynep adında çok güzel bir kız vardr. Onun güzelliği dillere destandır .

Günün birinde , Zeynep´in köyünde büyük bir düğün olur.Bu düğüne çevre köy ve kasabalardan insanlar cağrılır.oyunlar eğlenceler yapılır.Gösterilerin en önemliside at yarışlarıdır . Bu düğüne ,üc gün üc gece yol teperek gelen Ali adında bir genç iyi bir at yarışçısıdır.Bu gencin gözü bir ara Zeynep´ e ilişir ..Yüreğinde sıcak nehirler dolaşmaya başlayan Ali köyüne döndüğünde durumu babasına açar, aldığı olumlu cevap karşısında aile büyükleri ile Zeynep´i istemeye gelirler.

Kız babası-anası kızlarını uzak yere vermek istemeselerde kısa zamanda düğünleri olur..
Zeynep gelin olduktan sonra yedi sene ailesini kardeÅŸlerini ve köyünü göremez …
Tüm yalvarmaları boşa giden Zeynep´in yüreğindeki hasret günden güne büyüyerek dayanılmaz bir hal alır.
Zeynep artık teselliyi Türkülerde bulur .Ezgiler yakmaya başlar .Kına gecelerinde ve düğünlerde söylediği türkülerle gelinleri kızları büyüler..

Zeynep´in evi köyün en yüksek tepesindedir ,türkülerini oradan söyler..
Kocası Zeynep´in hasretine aldırış etmez sevgisi çoktan bitmiş itip kakmalar başlamıştır ..
Zeynep kocasının bu tutumundan yataklara düıer …Sonunda köy halkı Zynep´in anne ve babasının gelmesine karar verir, kocasının da baska çaresi kalmamıştır ..
Uzun yolculuktan sonra Zeynep´in anne ve babası gelirler ..Zeynep son nefesinde yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar türküsünü anasına babasına mırıldanır .Çevresindeki tüm insanlar duygulanıp göz yaşı dökerler .
Hasretini biraz olsun gideren Zeynep için çok geç kalınmıştır .O bir daha yataktan kalkamaz.Türküsü de o günden bu güne söylenip durur.

Benim Yerime Seni goturur

Hikaye Yazari adminHikayeler tarih Eki 6th, 2008

Hoca Nasreddin ölüm döşeğindeymiş. Karısını çağırmış.
-Hanım en güzel elbiselerini giy, iyice kokular sürün, tak takıştır yanıma gel otur.
-Ayol hoca delirdin mi sen. Bu durumdayken ben nasıl süslenirim?
-İyi ya azrail gelince belki beğenip benim yerime seni götürür.

Aldatisin Oykusu

Etiketler:
Hikaye Yazari adminHikayeler tarih Eki 23rd, 2008

Bugün aldatışın öyküsünü yazıyorum,
Belki de aldanıştır bilemiyorum.
Gurur duymasam da yaptığımdan,
Aldattım seni itiraf ediyorum

Aldatmanın ilk öyküsü,
Turkuvaz boyalı bir şehir vapurunda başladı.
Sabahın alacakaranlığıydı,
Ve gözleri açık, yüreği uyuyan
Yolcular işe yetişme telaşındaydı.
Mevsimlerden hazan, aylardan aralıktı.
Ihlamur ve adaçayının buharından,
Vapurun camları buğulanmıştı.
Dışarıda martılar hayat kavgasında,
Bedende yüreğim aşk telaşındaydı.
Hırçın dalgalar sancaktan vurmakta iken,
Yüreğim uzaklarda birine sevdalanmaktaydı

Buğulu camda, hırçın dalgalarda,
İlk kez birinin yüzünü arıyordum.
Bugün seni evde bıraktım yalnızlığım,
İlk kez seni aldatıyorum…

insani duzelttim

Hikaye Yazari adminHikayeler tarih Eki 16th, 2008

Bir haftanın yorgunluğundan sonra pazar sabahı kalktığında tüm haftanın yorgunluğunu çıkarmak için eline gazetesini aldı ve tüm gün miskinlik yapıp evde oturacağını düşündü.

Tam bunları düşünürken çocuğu koşarak geldi
ve sinemaya ne zaman gideceklerini sordu.

Baba çocuğuna söz vermişti, o hafta sonu sinemaya götürecekti ama hiç . dışarıya çıkmak istemediğinden bir bahane uydurması gerekiyordu.
Sonra gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritası gözüne ilişti.

Önce dünya haritasını küçük parçalara ayırdı ve çocuğuna ;

eğer bu haritayı düzeltebilirsen seni sinemaya götüreceğim

dedi sonra düşündü;

“Oh be kurtuldum, en iyi coÄŸrafya profesörünü bile getirsen
bu haritayı akÅŸama kadar düzeltemez.”

Aradan on dakika geçtikten sonra çocuk babasının yanına koşarak geldi ve

“Baba haritayı düzelttim artık sinemaya gidebiliriz” dedi. ,
Babası önce inanamadı ve görmek istedi.
Gördüğünde de halen hayretler içindeydi ve bunu nasıl yaptığını sordu.

Çocuk;

“Bana verdiÄŸin haritanın arkasında bir insan vardı”   dedi…

İNSANI DÜZELTTİĞİM ZAMAN, DÜNYA KENDİLİĞİNDEN DÜZELMİŞTİ…

Birakipta Gidene

Hikaye Yazari adminHikayeler tarih Eki 23rd, 2008

Burnu bir karış havada, gözü
yükseklerdeydi ben onu sevdiğimde.
Hele hele benim aşkımı
yerden yere vurup,
nasıl kırmıştı kalbimi zalim.
Dudaklarından dökülen acı sözleri;
öyle ki, bugün bile unutamadım.
Ne tebessümdü o, zehirden beter.
Her olayda içim paramparça,
gözlerim ağlamaktan kıpkırmızı olurdu.
Yorgun düşerdim onsuz geçen,
onunla dolu, koyu siyah gecelerden.
Pişmanlıktan kendime lanetler eder,
sevgimi söylediğim günü düşündükçe,
kaleme sarılıp yazardım ona nefretin
aşkla kucaklaştığı o uzun mısralarımı.
Derdim ki; alın yazımdı,
onbeşimin çocuksu aşkıydı.
Nasıl da gülerdi canı istedi mi…
En anlamlı bakışlarıyla önce ümitlendirir,
ardından bir uçurumun kenarına
yapayalnız bırakır giderdi.
Ben çaresiz, ben yorgun,
ben bıkkın bu sevdadan.
Ah bilirdi o insafsız,
diri diri yanardım o böyle yaptıkça…
Şubatın buz gibi kasvetli soğuğunda;
onda ne bulduğumu bugün bile bilemem.
Ama o günlerde hayatımın amacı,
varolma gibi gelirdi bana.
Çocukluk mu, yoksa gençliğimin
safça tutkusu muydu bu
kölesiye bağlanış,
içten içe kopan fırtınalar,
bu delice yakarış?
Kimbilir, belki de
sevilmeye muhtaç bir kalbin
bitmek bilmeyen kaprisi…
Ondan hiçbir şey istememiştim.
Sadece sevgi…
Evet, şimdi yıllar sonra ben,
onu düşünüyorum ilk defa
kucağımda resimler, hatıralarla.
Hava yine soÄŸuk, yine kasvetli
gözleri gözlerimde yine
sevgi, derin yüreğimde.
Unuttum sanırdım, meğer aldanmışım,
ağladım saatlerce.
Bu onun “ölüm yıldönümü”dür.
17’sinde toprakla kucaklaÅŸan,
o zalimin hikayesidir anlatılan.
Bir melodidir kırık, umutsuz…
Doldururken sensizlik o an odayı
gönlüm hala boş, kafam yine dumanlı.
Bir feryat yankılanmıştı acı dolu
tam 15 yıl önce bugün bomboş kırlarda.
Deli gibi koştum sınıfa, sırası boştu.
Benim kadar çaresizdi her köşe.
Kendi kendime konuÅŸarak
yaklaştım sırasına;
“Sen ölemezsin;
canımsın, sevgimsin, emelimsin
Dileğince nefret et, alay et duygularımla
Kızmam sana
Ama ne olur bir yalan olsun,
acı bir şaka.
Evet, evet beni üzmek için yapıyorsun.
HerÅŸeyini özledim…
Allahım son defa göreyim yeter bana”
Bu sensiz yakarış defalarca sürmüştü
ta ki, ölümün o sinsi kokusunu
içimde duyana kadar.
Hıçkıra hıçkıra ağladım,
sıraya kazıdığın ismini öptüm.
Sonra, ona ait birşeyler bulmak için
aradım her köşeyi…
Yalnızca buruşturulmuş bir sayfa,
rengi solmuÅŸ.
Yazı, onun yazısı.
Bir mektuptu, özenilerek yazılmış,
belki de çok emek verilmiÅŸ her satırına…
Çok şaşırdım, mektup bana hitabendi.
Korkakça, kaybolmasından korkarak,
acıyla okudum her cümleyi
kalbimde büyüyen bir özlemle…
Hele hele o ilk satırı…
Öyle ki, bugün bile unutamam,
okudukça ağlarım.
“İnsan sevdiÄŸini yerden yere vururmuÅŸ
bir tanem, AFFET BENİ !!!…”

Sonraki »

Hikaye Sohbet


Son Yorumlar

Hikayelerden Rastgele

Hatirlasana o eski yillari seni ne cok sevdigimi o zamanlar istemezdin cünkü baskasini severdin simdi ne oldu yalvariyorsun diz cöküyorsun ama baska kapiya sana verecek bir askim yok. Eger cok istersen nefretim var…

Hikayelerden Reklam


Nicknizi Yazip:

mirc mircturkce turkcemirc mircsite mircarama indirmirc chatmirc mirchat

hikayeler Hikaye hikaye hikayelerden Google Sitemap
site ekle