Sik Kullanilanlara ekle Anasayfan Yap Videolar
Hikaye Hikayeler Makale Makaleler Siir Siirler Hikayeleri Guzel Sozler Gunluk Kim kimdir nedir hepsi bu Sitede

  

11 March 2008

Peygamber isen Mucize Gosteresin

Filed under: Dini Hikayeler — admin @ 23:49

Hazret-i Ebû Bekr önceleri tüccâr idi. Sefer ve ticâret yapardı. Ekserî Şâma giderdi. Seferde iken, bir gece rü’yâ gördü ki, gökden ay inip, kucağına girdi. Ebû Bekr, iki eliyle onu kucakladı ve sînesine basdı. Uyandı. Yemlîhâ adında meÅŸhûr bir râhib var idi. Ona varıp, rü’yâsını ta’bîr etdirdi. Râhib dedi ki,

- Sen nerelisin?

Ebû Bekr dedi;

- Arz-ı Hicâzdanım.

Tekrâr sordu:

- Ne iş yaparsın.

Ebû Bekr,

- Tüccârım, dedi.

Râhib dedi ki,

- Yâ Arabistanlı kiÅŸi. Bu rü’yâda, sana büyük müjdeler vardır. Ta’bîrini ister isen, ücretini ver, dedi.

Ebû Bekr ‘radıyallahü anh’ oniki dînâr çıkarıp, verdi.

Râhib dedi ki:

- O ay ki, gökden sana indi. Âhır zemân Peygamberidir. Yakınlarda zuhûr edecekdir. Sen Onun hayâtında iken vezîri olursun. Sonra halîfesi olursun. Yâ Arabistanlı kiÅŸi. EÄŸer ben saÄŸ iken, Ona yetiÅŸir isen, bana haber ver. Ona varıp, buluÅŸayım. EÄŸer ben dünyâdan gitmiÅŸ isem, selâmımı ona ulaÅŸdırırsın. Ben Onun dînine girdim ve ümmetinden oldum. Beni âhıretde ÅŸefâ’atinden unutmasın.

Hazret-i Ebû Bekr ‘radıyallahü teâlâ anh’,

- Bana bir mektûb ver, dedi.

Râhib, oniki satır bir mektûb yazıp, Ebû Bekre ‘radıyallahü anh’ verdi. O mektûbun mevzû’u ÅŸu idi.

(Esselâmü aleyke yâ Muhammed bin Abdüllah el Mekkî el Medenî el tehamî, salevâtullahi teâlâ aleyke ve selleme. Hakîkaten sen âhır zemân Peygamberisin! Ve Rabbilâlemînin Resûlisin. Bu mektûbu Ebû Bekr bin Ebû Kuhâfe ile sana gönderdim. Ma’lûm ola ki, ben sana îmân getirdim ve sana ümmet oldum. Ebû Bekr bana gelip, rü’yâsını ta’bîr etdirdi. O rü’yâ delâlet eder ki, Ebû Bekr senin vezîrin olur, sonra halîfen olur. EÄŸer ben saÄŸ olup, hazretine yetiÅŸirsem, gelip önünde gâzâ ve cihâd ederim. EÄŸer yetiÅŸmezsem, âhıretde beni ÅŸefâ’atinden unutmayasın) diye mektûbu temâm etmiÅŸdir.

Hazret-i Ebû Bekr ‘radıyallahü anh’; ey rü’yâyı ta’bîr eden kiÅŸiye:

- EÄŸer ta’bîr etdiÄŸin gibi olursa, yüz altın dahi bende senin emânetin olsun, dedi.

Şâm seferini bitirip, Mekkeye geldi. Bu hâdiseden oniki sene geçdi. Hak sübhânehü ve teâlâ, hazret-i Muhammede ’sallallahü aleyhi ve sellem’ vahy eyledi. Bir gece o büyük Peygamber, Ebû Kubeys dağına çıkıp, gece yarısında dedi ki: Allahü teâlâya da’vet edenin da’vetini kabûl ediniz. Lâ ilâhe illallah, deyiniz. Ebû Bekr, serîr üstünde yatıyordu. Söylenilenleri iÅŸitdi. EÅŸhedü en lâ ilâhe illallah. Ve eÅŸhedü enne Muhammeden Resûlullah. Birkaç gün sonra, Mekke sokaklarında, hazret-i Resûlullah ’sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem’ ile buluÅŸdu.

Hazret-i Fahr-i âlem ona dedi ki:

- Ne olaydı, islâma geleydin.

Ebû Bekr ‘radıyallahü teâlâ anh’ dedi ki:

- Yâ Muhammed ’sallallahü aleyhi ve sellem’! Peygamber isen mu’cize gösteresin.

Hazret-i Resûl-i ekrem ’sallallahü aleyhi ve sellem’, Ebû Bekrin göğsüne mubârek ellerini dayayıp, şöyle dıvâra yaslayıp, dedi ki,

- Sana o mu’cize yetmez mi ki, o rü’yâyı gördün. Yemlîhâ râhibe ta’bîr etdirdin. O zemândan on iki yıl geçdi. Ta’bîr edene on iki dînâr verdin ve yüz dînâr dahâ va’d etdin. Rü’yâyı ta’bîr eden, on iki satır bir mektûb yazıp, sana emânet verdi. Bunları bir-bir görüp, muttalî olup, mektûbda yazılan ÅŸudur, ÅŸudur deyip, takrîr buyurdular.

Ebû Bekr ‘radıyallahü teâlâ anh’ iÅŸitip, parmak kaldırıp,

- (EÅŸhedü en lâ ilâhe illallah. Ve eÅŸhedü enne Muhammeden Resûlullah). Ya’nî sen, o Peygambersin ki, Yemlîhâ râhib senden haber verdi, dedi.

• • •

 

Seytanla Adamin Konusmasi

Filed under: Dini Hikayeler — admin @ 23:48

 Birisi her gece kalkıp Allah’ı anıyor, O’na dua ediyordu.

Åžeytan ona dedi:

- Ey devamlı Allah’ı anan kiÅŸi! Bütün gece Allah deyip çağırmana, yakarman karşılık seni buyur eden var mı ki?

Sana bir tek cevap bile gelmedi, daha ne zamana kadar böyle yakarıp dua edeceksin?

Adamın gönlü kırıldı, başını yere koydu ve hüzün içinde uyudu.

Rüyasında ona şöyle dendi:

- Kendine gel uyan! Niye duayı, zikri bıraktın? Neden usandın?

Adam:

- Buyur diye bir cevap gelmiyor ki… Artık kapıdan kovulmaktan korkuyorum, dedi.

Bunun üzerine dendi ki ona:

- Senin Allah demen, O’nun buyur demesi sayesindedir. Senin yalvarışın, Allah’ın senin ruhuna haber uçurmasındandır.

Senin çabaların, çareler araman, Allah’ın seni kendine yaklaÅŸtırması, ayaklarındaki baÄŸları çözmesindendir.

Senin korkun, sevgin, ümidin, Allah’ın lütuf kemendidir. Senin her Yarabbi demenin altında, Allah’ın buyur demesi vardır..

Gafilin, cahilin gönlü bu duadan uzaktır. Çünkü Yarabbi demeye izin yok ona. AÄŸzında da kilit var onun, dilinde de…

Zarara uÄŸradığı zaman, aÄŸlayıp sızlamasın diye Allah ona dert, aÄŸrı, sızı, gam, keder vermedi. Artık anla ki, Allah’a dua etmeni,

O’nu çağırmanı saÄŸlayan dert, Dünya saltanatından daha iyidir. Dertsiz dua soÄŸuktur. Dertliyken yapılan dua ise gönülden kopar…

• • •
Etiketler: »
 

Bir Yumurta Hikayesi

Filed under: Dini Hikayeler — admin @ 23:48

 Şeyh Ahmed Bedevi Hazretleri Tanta civarında gezerken bir çocuğa rastlayıp:

— Evladım gözümde şişlik var, git evden bir yumurta getir de gözüme süreyim, diyerek bir yumurta istedi. Çocuk:

— Elindeki asanı verirsen sana yumurta getiririm, deyince Şeyh, yeşil asasını çocuğa verdi. Çocuk koşarak eve geldi. Yumurta almak için durumu annesine nakledince, çocuğun annesi:

— Evladım, evimizde şu anda yumurta yok. Git Bedevinin asasını geri ver, dedi. Çocuk da gelip yumurtanın olmadığını söyledi. Bu sefer Ahmet Bedevi Hazretleri:

— Annen sana yalan söylemiş, git filan yerde yumurta var. Ondan bir tane getir asamı sana vereyim, dedi. Çocuk gidip baktı ki, hakikaten şeyhin söylediği yerde bir yığın yumurta var.

Hemen ondan bir tane alıp, Åžeyh Ahmed Bedevi’ye getirdi ve onun veli olduÄŸuna karar verip peÅŸini bırakmadı. Nereye gitse çocuk da ununla beraber gidiyordu. ÇocuÄŸun annesi ne yaptı ise evladını ayıramayınca:

— Seni uğursuz bedevi, ne yaptınsa yaptın, evladımı elimden aldın, benden ayırdın, diye yakınmaya başladı. Hazreti Şeyh, kadının bu yakınmalarını duyunca şöyle söyledi:

— Abdül Âl benim çocuÄŸumdur. Kadının böyle söylemesine ne hakkı vardır. Zira o unutmuÅŸ olacak ki, Abdül Âl, daha kundakta çocukken onu biz kurtardık. Annesi onu gece öküzlerin ahırına götürmüştü de öküz bir boÅŸluktan yararlanarak onu kundağıyla beraber boynuzlarına takarak havaya kaldırmıştı. O anda öküzün boynuzundan kimse kurtaramıyordu. ÖleceÄŸinden korkuyorlar ve hatta ümit bile kesmiÅŸlerdi, biz BaÄŸdat’tan elimizle onu öküzün boynuzundan kurtarmıştık. Åžimdi onu kendi yanımızda gezdirmeye hakkımız yok mudur? dedi.

Ahmed Bedevi’nin bu sözleri kadının kulağına kadar gitti. Kadın uzun bir düşünceden sonra hakikaten çocuÄŸun başından böyle bir hadisenin geçtiÄŸini anlayıp kendisi de Ahmed Bedevi Hazretlerinin büyüklüğünü kabul ederek müridleri arasına girdi.

• • •
Etiketler: » » » »
 



hikayeler Hikaye hikaye hikayelerden
eXTReMe Tracker