En Guzel Cicek

Etiketler:
Hikaye Yazari adminHikayeler tarih Kas 19th, 2007

Bir gün kitap okumak için parka gitmiş, yaşlı bir söğüt ağacının uzun, dağınık dallarının yanındaki boş banka oturmuştum. Hayatımdan bezmiş bir halde, dünyanın alay edercesine, üst üste silleler vurmasına içerlemiş, homurdanıyordum.
Tüm bunlar günümü mahvetmeye yetmezmiÅŸ gibi, oyun oynamaktan bitap düşmüş küçük bir çocuk nefes nefese çıkageldi. Yanıbaşımda, kafası aÅŸağı eÄŸik bir ÅŸekilde durdu ve büyük bir heyecanla bana “Bak ne buldum!” diyerek elindekileri gösterdi.
Elinde bir çiçek vardı ve çiçek acınacak durumdaydı. ÇiçeÄŸin bütün yaprakları yırtılmıştı. Sanırım çiçek ya yeterli yaÄŸmur görmemiÅŸ ya da pek ışık alamamıştı. ÇocuÄŸun ölü çiçeÄŸi alıp gitmesi için sahte bir gülücük attım ve kafamı baÅŸka yöne çevirdim. Ancak çocuk dönüp gideceÄŸine yanıma oturdu. ÇiçeÄŸi burnunun üstüne getirerek, ÅŸaşırmış bir ÅŸekilde “Bu kesinlikle çok hoÅŸ kokuyor ve ayrıca da çok güzel. İşte bu yüzden onu kopardım; al, bu senin için.” diyerek çiçeÄŸi bana doÄŸru uzattı.
Getirdiği bu çiçek yabani bir ottan başka bir şey değildi, renkli göze hoş gelen bir şey de değildi ama biliyordum ki onu almazsam çocuk gitmeyecekti.
Ben de çiçeÄŸe doÄŸru uzandım ve “Bu tam ihtiyacım olan ÅŸeydi.” diyerek cevap verdim.
Ama çocuk avcumun içine koyacağı yerde, öylece havaya doğru tutuyordu çiçeği. İşte o zaman çocuğun gözlerinin görmediğini anladım: çocuk kördü.
En güzel çiçeÄŸi seçtiÄŸi için ona teÅŸekkür ederken sesim titriyor, gözlerimden yaÅŸlar boÅŸalıyordu. “Bir ÅŸey deÄŸil” dedi gülümseyerek ve sonra koÅŸarak oyununa geri döndü, bende bıraktığı etkiden habersizce.
Orada otura kaldım ve bu küçük çocuğun yaşlı söğüt ağacının yanında oturan ve kendi kendine acıyan bu yaşlı kadını nasıl gördüğünü merakla düşünmeye başladım. Benim sıkıntılı olduğumu nasıl bilmişti? Çiçeği neden bana getirmişti? Bir ihtimal, kalp gözü ona doğruyu göstermişti.
Sonunda kör bir çocuğun gözlerinden problemin dünya ile ilgili olmadığını anlamıştım: problem bendeydi. Oysa ki gerçek kör bendim ve tüm zamanımı bir kör olarak geçirmiştim. İşte o gün etrafımdaki güzellikleri görmeye ve benim olan her anın tadına varmaya ahdettim. Ve sonra solmuş çiçeği burnuma yaklaştırarak o güzel kokuyu koklamaya başladım. O sırada küçük çocuk elinde başka bir otla, parkta oturan başka bir yaşlı adamın hayatını değiştirmeye gidiyordu..

Mektup

Hikaye Yazari adminHikayeler tarih Kas 25th, 2008

Kirli sarı duvara çivilenmiş gri asık suratlı posta kutusuna baktım,
Soğuk metal kutudan gökkuşağı fışkırıyordu sanki.
Loş bir boşluğun içinde, hem de yıllardan sonra
minik posta kutumda sarı bir zarf… Üzerinde pul.

ÖzlemiÅŸim! El yazısı görmeyi özlemiÅŸim meselâ…
Adımın, adresimin sevdiğim bir dost tarafından yazılmasını özlemişim.
Çocuk gibi sevindim. Bir süre açmaya kıyamadım zarfı, öylece bekledim.

Gözlerimi el yazısından almadım, alamadım. Seyrettim.
“s” biraz yamuktu, “b” desem sanki kelimeden ayrı gibi, bir başına.

Belli ki aceleyle yazılmıştı. Ama her harf bir dokunuştu.
Sarı zarfa dost eli değmişti, dost yüreği gezinmişti üzerinde.

İstanbul’un göğü grilere teslimken, sabah kuÅŸları taze, yeÅŸilli
yaprakların arasında kuru dal ararken, gün bulutlu,
rüzgârlı ve gitgide sessizken gelivermişti.

Apartmanın girişindeki asık suratlı gri posta kutusu
bana göz kırptı sanki. KonuÅŸtu… Duydum!

Ne zamandır hep ince uzun, dikdörtgen zarflar alıyordum. Bankalardan,
taksitli kartların ekstreleri. Bir de telefon ve elektrik faturaları.

Mektup almayalı ne çok olmuş. Ne çok özlemişim el yazısıyla
yazılmış zarfları. Her biri aynı karakterde yazılmış, puntoları bile
değişmeyen zarflar hayatımı ne zaman işgal ettiler?
Ya, el yazılı zarflar nasıl minik ve çelimsiz adımlarla uzağıma
nasıl düştüler? Ve ben buna nasıl izin verdim.

Başka zaman olsa kendime kızardım. Bu kez öyle olmadı.
Kendimi anlamaya çalıştım. Affettim. Zarfı yavaş, yavaş açtım.
Sindire, sindire. Çizgisiz kağıda yazılmış, kat yerleri
özenle ayarlanmış mektubu şaşkınlıkla okşadım.

Sadece iki satırdı mektup: “Her gün mailleÅŸmek yetmedi birden.
Ekrandan ekrana yaptığımız yazışmalar yetmedi.
Yıllar önceki gibi olsun istedim. Biliyor musun, sana mektup
gönderirken ben aslında kendimi tazeledim.”

Yüreğim pır pır etti, gülümsedim!

Sessiz Ciglik

Hikaye Yazari adminHikayeler tarih Kas 7th, 2008

Öfkesi adeta kan kusuyordu artık elindeki kanlı bıçağı yere fırlattı ve gözyaÅŸlarını silerek oradan uzaklaÅŸtı.O üvey abisini bıçakla doÄŸramıştı.Daha 12 yaşında olmasına raÄŸmen yaşıtlarına göre çok güçlüydü.ÇevikliÄŸi ve hızı sayesinde okulunda ÅŸimÅŸek lakabını bile almıştı.Ama hayat bencildir ve hile yapana yol verir.Daha küçük yaÅŸta üvey babasından gördüğü ÅŸiddet ve annesinin bir fahiÅŸe olması onun bütün yaÅŸamını karanlığa sürükledi.Kendini sokak kedilerini keserken ve bodrum katında yuva yapmış tarla farelerini korkunç ÅŸekilde öldürürken buluverdi.İçine kapanık bir çocuktu.Tuhaf tikleri ve bazen 1 hafta boyunca hiç konuÅŸmamak gibi huylarıda vardı.Kesici aletleri ve silahları çok severdi.Sokağın başındaki av malzemeleri dükkanının vitrininde saatlerini geçirmiÅŸliÄŸi vardı.Bir silahı dakikalarca inceler ve her santimetre karesine sanki büyülenmişçesine bakardı.Babası kumarhaneden eve geç saatte gelirdi.Annesinin ise bazen günlerce eve uÄŸradığı olmazdı.O genellikle ablası ve üvey abisi ile kalır ve televizyonda vcd ye taktığı korku filmlerini defalarca arka arkaya izlerdi.Ama bugün öle bir ÅŸey olmadı bugün odasına doÄŸru çıkarken üvey abisinin odasından gelen sesleri duydu ve merakına yenik düşerek odanın anahtar deliÄŸinden baktı.Gördüğü ÅŸeyler beyninin bir dakikalığına ÅŸoka uÄŸramasına sebep açtı.Abisi ablasına tecavüz ediyordu.Derhal mutfaÄŸa koÅŸtu ve çekmeceden ekmek bıçağını kaptı.Odaya hızla çıktı ve kapıyı teklemeyerek açtı.Abisi ona şöyle bir baktıktan sonra dona kaldı.Elinde ekmek bıçağı olan ve gözleri alev alev yanmaktaki kardeÅŸini daha önce hiç böle görmemiÅŸti.KardeÅŸi hızla hareket etti ve abisinin üzerine fırlayarak bıçağı karnına batırmaya çalıştı ama abisi bunu engelledi ve yerde boÄŸuÅŸtular.Tek bir ıslık sesi duyuldu.Bıçak abisinin boÄŸazında kesti ve etraf kana bulandı.Abi yavaÅŸ yavaÅŸ can çekiÅŸti ve boÄŸazından gelen gurultularla birlikte can verdi.AyaÄŸa kalktı ölen kurbanına son bir kez baktı.Ablası başından çenesine doÄŸru kan süzülmüş bir vaziyette yatakta çırılçıplak yatıyordu.Gözlerinden yaÅŸlar aktı.Hemen odasına gitti ve eÅŸyalarını toparladı.Çantasını hazırlayıp babasının tuvalette jöle kutusunun içinde sakladığı paraları aldı ve kapıyı kilitleyip tempolu adımlarla sokaÄŸa yöneldi.Gökyüzünün saf siyahlığı altında hantalca yürüyen bu gençin bir katil olacağı kimin aklına gelirdi.Ama bu bir son deÄŸildi,bu bir baÅŸlangıçtı,bu batan güneÅŸin arkasındaki sessizlik gibiydi ÅŸimdilik sadece bekleyecekti…

Kucuk Beyaz bulut

Hikaye Yazari adminHikayeler tarih Eki 23rd, 2008

Küçük beyaz bulut dağların üzerinde gülümsedi.
Armut ağacının gölgesinde yatmakta olan Hasan,
gözlerini küçük beyaz buluttan ayırmadan
kardeÅŸi Esma’ya seslendi:

- “Esma bak, buluta bak buluta.”

Esma, buluta baktığında; onun, küçük, tekerlekli bir
bisiklete benzediÄŸini ÅŸaÅŸarak izledi.

- “Benim de öyle bir bisikletim olacak.” dedi Hasan.

“Benim de uzun saçlı, kocaman bir bebeÄŸim olur mu?”
diye düşündü Esma. Küçük beyaz bulut, o anda
upuzun saçlı kocaman bir bebek oluverdi.
Esma’nın minicik beyninde büyüdükçe büyüdü,
kalbi hızlı hızlı çarpmaya başladı.
Alır mıydı babası?
“YaÄŸmur yaÄŸar, iyi ürün alırsak
alacağım demiÅŸti.”. Ama alır mıydı?

Elindeki çapayı cılız pamuk saplarının dibinde
birkaç defa gezdiren Cemal doğruldu, belini tutarak.
Yüzünü armut ağacına çevirdiğinde;
çocuklarının gökyüzünü izlediklerini gözledi.
Küçük beyaz bir buluttu gözledikleri. Bu mevsimde
bir pamuk yumağı gibi gökyüzünde belirir,
sonra yitip giderlerdi. Ne gölge verirler,
ne de yağmur olup bereket sunarlardı.
Yarı eğildi, çapayı yavaşça kaldırıp,
ümitsizce indirdi susuzluktan çatlamış kuru toprağa.
Birkaç güne kalmaz bu pamuklar kuruyup giderlerdi…

Hacer, kovanın ipini saldıkça saldı kuyuya.
Yetmedi ip, eğilip uzandı kuyunun taşına,
kolunu uzatabildiği kadar uzattı. Güç bela
doldurabildi kovayı. Nereye gitmişti bu sular?
Akarsular kurumuÅŸ, kuyularda su bitmiÅŸti…

Hasan, tekrar bulutu göstererek:

- “Esma bak, dedi. Åžimdi de kamyon oldu.”.

Hafiften gülümsedi çocuklara küçük beyaz bulut,
sonra kendisini belli belirsiz esen rüzgara bıraktı.
Dede oldu, koyun oldu, uçurtma, tren, umut oldu,
umutsuzluk oldu. Kendisine katılmak isteyen
su tanecilerinden özenle uzaklaştı.
Büyük kara bulutlara hiç yaklaşmadı.

Kaç zaman geçmişti hatırlayamadı,
tekrar rastladığında başı öne eğilmiş,
gözleri dolmuÅŸtu Hasan’ın. Cemal,
tarlanın bir köşesinde acı acı çekiyordu sigarasını.
İçinde Hasan’a vurduÄŸu tokadın burukluÄŸu…

Küçük beyaz bulut bisiklet oldu,
uzun saçlı kocaman bir bebek oldu,
kamyon oldu ama ne Hasan’ın, ne de Esma’nın
öne eğilmiş başlarını yukarıya kaldıramadı.

İki damla yaÅŸ süzüldü Esma’nın gözlerinden,
içinde uzun saçlı kocaman bir bebek olan,
iki damla yaş ıslattı toprağı.

Küçük beyaz bulut, birden bire karardı,
aÄŸladıkça aÄŸladı…
Bereket oldu.

Bir Daha Asla Sevmem

Hikaye Yazari adminHikayeler tarih Eki 23rd, 2008

EvliliÄŸinin üçüncü yılında kocası Barry’yi motosiklet kazasında yitiren Sharon dünyaya küsmüş, hele hele aÅŸktan elini eteÄŸini iyice çekmiÅŸ. Büyük bir kozmetik firmasında çalışıyor. 25 yaşındaki Sharon, çok sevdiÄŸi Barry’nin olmadığı bir hayata henüz hazır deÄŸil.

Sharon: Barry’nin ölümünden bu yana bir yıl geçti. Ancak bir türlü onu unutamadım. Acaba son saatlerini hangi duygularla geçirmiÅŸti? Neler hissetmiÅŸti? Kazadan sonra kendime “yeni yaÅŸamıma” çabucak uyum göstermem gerek diye düşündüğümü biliyorum. Ancak bunu baÅŸardığımı söyleyemem. Her ÅŸey anlamını yitirmiÅŸ gibi. Sanırım tekrar baÅŸka biriyle iliÅŸki kuramayacağım. Tabii ki ciddi bir iliÅŸkiden sözediyorum. BaÅŸka birini öpme ve onunla aÅŸk yapma düşüncesi dayanılmaz geliyor bana. Hele hele evlenmek düşüncesi öyle uzak ki. Ancak diÄŸer yandan da yaÅŸamımın geri kalanını yalnız geçirme düşüncesi de korkutuyor. Öyle yalnızım ki.

Sue: Belki de “ciddi” iliÅŸki için daha çok erken, belki de henüz hazır deÄŸilsin. Ne dersin?

Sharon: Evet sanırım öyle. Ancak belki de bir kez daha hiç sevmeyeceğim diye korkuyorum. Ne dersiniz?

Sue: Ben bir daha sevmeyeceksin gibi bir sonucun geçerli olmasını gösteren herhangi bir şey görmüyorum. Ancak sanırım öncelikle çözmen gereken bazı sorunlar var. Son yılda çok ağladın mı?

Sharon: Hayır, pek değil.

Sue: Peki nedenini biliyor musun?

Sharon: Tüm yaşamınızı ağlayarak geçiremezsiniz, değil mi?

Sue: Görünürde bu kötü deneyi büyük bir cesaretle karşılamışsın. Ancak endişen tekrar ilişkiye geçemeyeceğin konusunda. Kendini serbestmiş gibi hissedemiyorsun. Çünkü içinde ifade edemediğin büyük bir üzüntü var. Ağlaman çok normal. Böyle duygularla yüklü olman da normal. Daha önce ailenden birinin ölümünü gördün mü?

Sharon: Evet, babam ben 16 yaşındayken ölmüştü.

Sue: Sen ve ailen yas tuttunuz mu?

Sharon: Hepimiz babamı çok severdik. Elbette çok üzüldük. Ancak duygularımızı pek açığa vurmadık. Annem çok cesurdu. Eğer üzüntüsünü belli ederse bunun bizi üzmekten başka bir sonuç vermeyeceğini düşünüyordu. Erkek kardeşim ise 12 yaşındaydı. Ve olayı tam olarak anlamıyordu. Annem sırf bizim için kendini cesur olmaya zorluyordu.

Sue: Sen de Barry’yi yitirdiÄŸinde annen gibi cesur olman gerektiÄŸini mi hissettin?

Sharon: Evet. Ancak bunu annem kadar iyi başardığımı sanıyorum. Kendimi çaresiz hissediyorum. Anneme büyük bir umutsuzlukla doluyken nasıl bu kadar cesur görünebildiğini sormak istedim. Ancak onunla bu konu hakkında konuşamadım. Annemle gerçi çok görüşüyoruz. Barry öldüğünden beri çoğu haftasonlarını annemle geçiriyorum. Ancak duygularımız hakkında pek konuşmuyoruz. Ben bu konulardan annemin önünde söz etmekten özellikle kaçınıyorum. Ona kötü anılarını tekrar anımsatmak istemiyorum.

Sue: Sanırım birbirinize açılmaya alışmalısınız… Barry’nin ölümünden sonra yine aynı evde mi kalmaya devam ettiniz?

Sharon: Evet. Başka bir yere taşınmayı hiç düşünmedim. Oturduğumuz daireyi evlenmeden hemen önce almıştık. Bir yıldır çıkıyorduk. Ve daireyi almak için bayağı uğraştık. Balayımızı bile bu dairede geçirdik. Başka bir yere gitmeye gücümüz yetmiyordu. Ancak balayımız çok güzeldi. Burası bizim, sadece ikimizin yeriydi.

Sue: Boş zamanlarında neler yapıyorsunuz?

Sharon: Fazla boş zamanım olmuyor. Büyük bir kozmetik şirketinde müdürün özel asistanıyım. Bu nedenle çok çalışmam gerekiyor. İtiraf etmeliyim bu da benim işime geliyor. Beni meşgul ediyor. Ve üzülmeye fırsat bulamıyorum. Eve geç geliyorum. Birşeyler yedikten sonra, ya biraz televizyon seyrediyor ya da duş alıyor ve yatağa gidiyorum. Daha iyi birşeyler yapmak için pek zamanım yok.

Sue: Olay olduktan sonra iÅŸe gitmemezlik ettin mi?

Sharon: Birkaç gün. Daha fazla gitmemek beraber çalıştığım arkadaşlarıma karşı haksızlık olurdu. Zaten evde ne yapacaktım? Evde hep kendimi kederli hissedecektim. Ben de işe döndüm. Herkes bana karşı çok nazikti. Onlarla birlikte olmayı istiyordum.

Sue: Arkadaşların sana yardımcı oldu mu?

Sharon: Evet, ellerinden geldiğince. Ancak beni anlayabildiklerini sanmıyorum. Bana yeni başlangıç yapmam gerektiğini söylüyorlar. Ancak söylemek yapmaktan daha kolay. Arkadaşlarımın çoğu evli çiftler. Beni bekar erkeklerle tanıştırmaya çalışıyorlar. Ancak bu beni daha da kötüleştirmekten başka birşeye yaramıyor. Bilmiyorlar ki hiçbiri Barry gibi olamaz.

Sue: Ya hafta sonları? Sadece anneni mi görüyorsun?

Sharon: ÇoÄŸunlukla annemi görüyorum. Bazen Barry’nin ailesini de görmeye gidiyorum. Barry onların tek çocuÄŸuydu. Barry’nin ölümü onları elbette çok etkiledi. Onları hep sevdim ve onları görmekten çok mutluyum. Onlarla Barry hakkında konuÅŸabiliyorum. Barry’nin babası tıpkı Barry gibi. Ve bundan hoÅŸlanıyorum.

Sue: İdeal olarak nasıl yaşamak isterdin?

Sharon: Sorun bu. Barry’siz bir yaÅŸam çok zor. Kendimi baÅŸka biriyle düşünemiyorum. Annemin babamın ölümünden sonra neden bir daha evlenmediÄŸini merak etmiÅŸimdir. Gerçi babamı yitirdiÄŸinde benim Barry’i yitirdiÄŸim yaÅŸtan daha yaÅŸlıydı. Ancak hala çok çekiciydi. Åžimdi onun neden tekrar evlenmediÄŸini anlayabiliyorum. Bir bebeÄŸim olmadığı için gerçekten büyük bir piÅŸmanlık duyuyorum. Hep istedik. Ama çok gençtik. Ve önümüzde çocuk sahibi olmak için uzun yıllar olduÄŸunu düşünüyorduk. EÄŸer bir bebeÄŸim olsaydı, ondan bir parçam olmuÅŸ olacaktı. Ancak insan gençken kendini sanki ölümsüz sanıyor.

Sue: Barry neden özel biriydi?

Sharon: O sevdiğim tek erkekti. Önceden birkaç erkek arkadaşım olmuştu. Ancak Barry benim tüm yaşamımdı. Bazen onun ölümünde benim de suçum varmış gibi hissediyorum.

Sue: Barry’nin ölümünden neden kendini suçluyorsun?

Sharon: Barry ne zamandır bir motosiklet almak istiyordu. Ben de iş arkaşdaşlarımdan birinin motosikletini sattığını ona söyledim. Bunu söylemeseydim belki de Barry hala hayatta olacaktı. Ve hala akşamları evde beni bekliyor olacaktı. Bu beni kahrediyor.

Sue: Böylesi bir olayı yaÅŸayanlar genellikle “ah olmasaydı” diyerek kendilerini suçlarlar. Ancak tabii ki gerçekte böyle bir suçluluk duygusu mantıksızdır. Åžimdi biraz zor bir soru soracağım. Öldükten sonra Barry’nin bedenini gördün mü?

Sharon: Hayır. Ne ben ne de ailesi buna daynamadı. Amcam onu teÅŸhis etti. Sonraları keÅŸke onu son bir kez görüp “elveda” diyebilseydim diye hayıflandığım oldu.

ÖZETLE

SUE GOODERHEM:
“Sharon çok sevdiÄŸi Barry’nin kaybıyla unufak olmuÅŸtu. Acısını bu denli arttıran nedenlerden biri de, babasının ölümünde de kederini dışa vuramamaktı. Birlikte birçok seans yaptık. Åžimdi kendisine yeniden aşık olabilecek cesareti buluyor”

“Toplum ölüm olayına bir tabu gibi yaklaşır. Her ÅŸey hakkında konuÅŸulabilir. Ancak bu konuda konuÅŸmak pek iyi karşılanmaz.Barry’nin ki gibi ani ve kötü bir yokoluÅŸtu. Sharon, bu ölümü kabullenmekte gerçekten büyük zorluklar çekti. Uzun süren bir hastalık, kiÅŸiyi ölüme hazırlaması için zaman verir. Ama ani ölüm bir ÅŸansı vermez.

Üç adımda ölüm…
SevdiÄŸini yitiren kiÅŸinin duygusal yaÅŸamı üç aÅŸamada farklılıklar gösterir. Öncelikle ölümü kabul etme durumunda kalır. O artık yoktur. İkincisi büyük bir üzüntü: GözyaÅŸları, öfke ve suçluluk duygusu… Ve üçüncüsü olarak yeni bir kimlik arayışı: Onsuz yeni bir yaÅŸama baÅŸlamak…Bu aÅŸamalar sevilenin ölümü ya da bir iliÅŸkinin bitiminden sonra yaÅŸanan duygulardır. Ve saÄŸlıklı bir baÅŸlangıç için bu aÅŸamalardan geçilir. Sharon’a Barry’nin bedenini öldükten sonra görüp görmediÄŸini sordum. Çünkü görseydi, bu ona gerçeÄŸi kabullemede yardımcı olacaktı. Anlaşılan nedenlerle akrabalar cesedi yaralar içinde görmekten çekinirler. Ancak ceset onların görebileceÄŸi gibi hazırlanırsa girmelerinde bir sakınca yoktur. Ölü bedeni görmek psikolojik açıdan faydalıdır. Aksi takdirde her an geri dönebileceÄŸi takıntısından kurtulmak zor olur. Sharon da Barry’inn öldüğünü tam anlamıyla kabullenmiÅŸ deÄŸildi.

Kederiyle yaÅŸamak
Sharon üzüntüsüne ifade etmekten büyük oranda kaçınıyor. Çünkü kendisini annesi gibi cesur davranmak zorunda hissediyor. Bu nedenle annesiyle duyguları hakkında konuÅŸmuyor. Öte yandan arkadaÅŸları da ona bu konuda pek yardımcı olmuyor. Oysa sorunlarını çözmeden cesur bir yüz takınmanın pek faydası yok. Kendisini Barry’nin motosiklet almasına ön ayak olduÄŸu için suçlu hissediyor. EÄŸer biraz konu hakkında daha akılcı düşünürse Barry’nin istedikten sonra baÅŸka bir yerden motosiklet satın alabileceÄŸini anlayabilir. Öte yandan, aÄŸlayabilmek, duygularını kontrol altında tutmadan açığa vurabilmek için birini onu cesaretlendirmesini bekliyor. Duygularını içine atmadan bunları biriyle paylaÅŸmayı denemek sorunun büyük bir bölümünü çözecektir. Çünkü bastırılmış duygular ciddi bir depresyon nedeni olabilir.

Gelecek var mı?
Sharon’un acısını daha zorlu ve derin yapan nedenlerden biri de kaybetmeyi ilk kez yaÅŸadığı babasının ölümünde de kederini tam anlamıyla dışa vuramadığındandır.Birkaç seans sonunda Sharon geleceÄŸe daha olumlu bir yaklaşım içine girdi. Hatta kendisini yeni bir iliÅŸkiye girebilecek ve aşık olabilecek kadar serbest bile hissedebilirdi. Barry’i asla unutamayacak. Ve unutmayı da istemiyor. Ancak onun için artık ÅŸu olasılık geçerlidir: Yeni bir evde, yeni bir erkekle, yeni bir yaÅŸam.

Sonraki »

Hikaye Sohbet


Son Yorumlar

Hikayelerden Rastgele

Laf sokmaya kalkma kapak olursun, ugrasma etiket olursun, yavsama köpek olursun insan ol belki yanimda yer bulursun!

Hikayelerden Reklam


Nicknizi Yazip:

mirc mircturkce turkcemirc mircsite mircarama indirmirc chatmirc mirchat

hikayeler Hikaye hikaye hikayelerden Google Sitemap
site ekle