Mor Menekseden Cikan Ders

Hikaye Yazari adminHikayeler tarih Eki 16th, 2008

Kendini bildi bileli mor menekşeyi çok severdi. Çocukluğunun geçtiği
iki katlı evin bahçesinde bahar geldiğinde mor mor açar, mis gibi
kokarlardı. Annesi mor menekşeleri hep duvar kenarına dikerdi. Gölgeyi sever
menekşeler derdi. Oysa; öğretmeni bitkilerin güneş ışınları ile fotosentez
yapığını anlatmıştı onlara. Bitkiler güneş ışığına muhtaçtı.
Mor menekÅŸeler ne tuhaf bitkilerdi…
- “Her bitki güneÅŸi severken, onlar neden gölgeyi tercih ediyorlar?”
diye düşündü, durdu Hande…
Küçük, ufacık aklı ile aslında menekşelerin diğer çiçeklerden
farklı olduğunu keşfetmişti, işte belki de menekşeler bu yüzden bu kadar
güzeldi. Küçücük kafası o gün herkesden farklı olursan, bu hayatta değerli
olursun yargısına varmıştı. Daha o yıllarda farklı olmak için uğraş vermeye
başladı.
İlk, kimsenin yanına oturmadığı, “Hacerin yanına oturmak istiyorum
öğretmenim.” diyerek baÅŸladı farklılıklarla süren hayatı.
Hacer bile şaşırmış, şaşkın şaşkın bakıyordu onun yüzüne. Hacer, çok
dağınık, biraz anlama zorlukları olan problemli bir ailenin kızı idi.
Hande ise; mühendis Kamil Beyin biricik kızı… Öğretmen, pek oturtmak
istemedi önce Hacerin yanına Handeyi…
Hande, ısrar ediyordu Hacerin yanına oturmak istiyordu. Daha sonra
bir tatsızlık çıkmasın diye öğretmem Hande in annesini çağırdı. Annesi
eve geldiklerinde Handeye sordu:
- “Neden yavrum Hacerin yanına oturmak istiyorsun?”
Hande cevap verdi: “Geçen baharda menekÅŸeler ekiyorduk hani anne, o
gün sen bana menekşeler güneşi sevmez demiştin. Oysa, her bitki güneşi
sever. MenekÅŸeler farklı…
Belki de bu yüzden bu kadar güzeller… Hacerin yanına kimse oturmak
istemiyor. Ben farklı olmak istiyorum.Belki, Hacer de güzeldir,onu fark
etmek . istiyorum.” dedi.
Hande in annesinin ağzı açık kalmıştı. İlkokul 4 .sınıf öğrencisi kızının
olgunluÄŸuna hayran kalarak :
- “Peki kızım, kimin yanında istersen oturabilirsin.” dedi.
Pazartesi, Hande Hacerin yanında oturmaya başladı. Hem Hande tedirgindi,
hem Hacer… Birbirleri ile hiç konuÅŸmuyorlardı. DiÄŸer kızlar da soÄŸumuÅŸtu
Handeden. Nasıl Hacer gibi dağınık, bir şeyi iki kere anlatma ile anlayan
fakir bir kızın yanına oturmayı . istemişti?
Doktor Cemal beyin kızı Esin idi en çok alınan…Anne babaları her hafta
sonu görüşüyorlar, Hande ve Esin birlikte oynuyorlardı her Pazar… Nasıl
olur da kendi yerine Haceri seçerdi? Çok gururu
kırılmıştı Esinin… Hande ile konuÅŸmuyordu.
Bir gün, Hande ve ailesi, Esinlerle dağ köylerinden birinde
gerçekleştirilecek bir panayıra katılmak için sözleştiler..
Hande, gene Esinin somurtacağını bildiği için gitmek istemiyordu.
İçin için de Hacere kızmaya başlamıştı, arkadaşları ile arasının
bozulmasına sebeb . olmuştu. Neden sanki bu kadar dağınıktı, neden her şeyi
iki kerede anlıyordu, yoksa aptal mıydı?
Sonra menekşeleri hatırladı. Hemen düşüncelerinden utandı. Hacer, farklı
diye yargılamamaları gerekiyordu. Hacerin kimsenin bilmediği güzelliklerini
keşfedecekti. Buna tüm gücü ile inandı.
Tam umduğu gibi olmuştu. Esin, somurtarak karşısında oturuyordu.
Hande ile konuşmuyordu. Hande, canını sıkkınlığından biraz dolaşmak
için annesinden izin aldı. Köy yolunda yürümeye başladı. Hava iyice soğumuş
ve ayaz iyice artmıştı. Kar atıştırmaya başlamıştı. Hande karı çok
seviyordu. Yürüdü, yürüdü… Köye gelmiÅŸti…
Bir evin önünde durdu. Evin penceresindeki saksıya gözü ilişti.
Gözlerine inanamıyordu, bunlar mor menekÅŸelerdi…
Ama kıştı ve menekşeler soğuğu hiç sevmezlerdi, eve doğru bir adım
attı, kapıda beliren gölgeyi çok sonra fark etti. Bu Hacer idi.
Handeye gülümsüyordu… “HoÅŸgeldin Hande” dedi Hacer, biraz ürkek “Buyurmaz
mısın?”
Şaşkınlıkla kapıya doğru ilerledi Hande ve . içeri girdi. Oda, sıcacıktı. Odun
sobası her yeri ısıtmıştı. “menekÅŸeler” diyebildi
sadece Hande, “bu soÄŸukta???”
Hacer gülümsedi: “Onlar annem için, annem onları çok sever.” Sonra yatakta
yatan kadını fark etti Hande.
- “Annen hasta mı?” dedi. Hacer: “Evet, 2 sene önce felç oldu, ona ben
bakıyorum. Bizim kimsemiz yok. Birtek ineğimiz var, onunla geçiniyoruz ama
tüm işler bana baktığı için derslere çalışacak pek
vaktim olmuyor.” dedi Hacer utanarak…
Bir de dedi: “Bizim köyden ÅŸehre araç yok, bu yolu her gün yürüyorum o
yüzden de çok yorgun okula geliyorum dersleri anlamakta güçlük çekiyorum.”
Hande in gözleri dolmuÅŸtu…
Dışarıdan gelen ses ile kendine geldi. Annesi onu arıyordu. Çok merak etmiş
olmalıydı… Dışarıya koÅŸtu ve annesine sarıldı,aÄŸlıyordu… Bir müddet
sonra “Anne, bu Hacer!” diye . tanıştırdı sıra arkadaşını…
Hacerlere gidip Hacerin yaptığı sıcak çorbadan içtiler birlikte.
Hande, annesine anlattı Hacerin hayatını, aÄŸlıyarak. “Bir ÅŸeyler yapalım
anne”dedi…
O hafta, annesi ve Hande, Hacerlere gidip annesi ve Haceri kendi evlerine
taşıdılar… Hacer, artık Handelerden okula gidip geliyordu.
Ne dağınıktı, ne de aptal… Sınıfın en iyi öğrencisi olmuÅŸtu…
Seneler geçti… Hacer ve Hande bir arkadaÅŸ deÄŸil, bir kızkardeÅŸlerdi
artık…
Mor menekÅŸeler Handeye Haceri armaÄŸan etmiÅŸti… Hacere ise; hem
Handeyi, hem hayatı…
Seneler sonra ikisi de evlendi… Hacer ÅŸimdi bir doktor…
Handeden vicdanın ne kadar önemli olduğunu öğrendi. Hastalarına vicdanı ile
birlikte ÅŸifa dağıtıyor…Hande ise; bir öğretmen…Çocuklara farklı olan
ÅŸeyleri sevmeyi de öğretiyor… Bir kızı var.
Adı: HACER MENEKÅžE…
Hayatta en çok sevdiği iki şeye birini daha ekledi Hande. Hacer Menekşe,
teyzesi Haceri çok seviyor ve annesine teyzesi için hegün teşekkür
ediyor…

SEVGİNİZE KESİNLİKLE ÖNYARGI SOKMAYIN. DAİMA KARÅžINIZDAKİNİ DİNLEYİN…
GÖRECEKSİNİZ Kİ ÖNYARGISIZ BİR ŞEKİLDE YAKLAŞIRSANIZ,YORUMLARINIZ DAİMA
İSABETLİ OLACAKTIR…
HERÅžEY, SEVİNCEYE KADAR FARKLIDIR…. SEVDİKTEN SONRA İSE; SEVGİNİN DİLİ HEP     AYNIDIR..

Aynali Tapinak

Hikaye Yazari adminHikayeler tarih AÄŸu 2nd, 2008

“Hindistan da yüksek bir dağın doruÄŸuna yapılmış “BİN AYNALI TAPINAK” adlı görkemli bir tapınak vardı.

Günlerden bir gün bir köpek daÄŸa tırmandı, tapınağın merdivenlerinden çıkarak “BİN AYNALI TAPINAK”a girdi.

Tapınağın bin aynalı salonuna geçtiğinde bin tane köpek gördü. Korkarak tüylerini kabarttı; kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırdı; korkutucu hırıltılar çıkararak dişlerini gösterdi. Ve bin köpek de tüylerini diktiler; kuyruklarını bacaklarının arasına alıp korkunç sesler çıkartıp dişlerini gösterdiler. Köpek paniğe kapılarak tapınaktan kaçtı.

Ve o andan itibaren bütün dünyanın tehlikeli, korkunç köpeklerle dolu olduğuna inandı.

Bir süre sonra bir başka köpek gelip dağa tırmandı. O da tapınağın
merdivenlerinden çıkıp “BİN AYNALI TAPINAK”a girdi.Tapınağın bin aynalı salonuna geldiÄŸinde bin tane köpekle karşılaÅŸtı ve çok sevindi: KuyruÄŸunu salladı; neÅŸeyle oradan oraya zıpladı ve köpekleri oynamaya çağırdı.

Bu köpek tapınaktan çıktığında dünyanın dost ve sevecen köpeklerle dolu olduÄŸuna inanıyordu.”

Arkadas

Hikaye Yazari adminHikayeler tarih Eki 23rd, 2008

Vietnam Savaşı sonrası… Evine dönmekte olan bir asker San
Francisco`dan ailesini aradı: “Anne, baba eve dönüyorum, ama sizden
bir şey rica ediyorum. Yanımda bir arkadaşımı da getirmek
istiyorum.” “Memnuniyetle, O`nunla tanışmak isteriz”, diye
cevapladılar. OÄŸulları “Bilmeniz gereken bir ÅŸey daha var.” diye
devam etti. “Arkadaşım savaÅŸta ağır yaralandı, bir mayına bastı ve
bir koluyla ayağını kaybetti. Gidecek hiçbir yeri yok ve O`nun gelip
bizimle kalmasını istiyorum.” “Bunu duyduÄŸuma üzüldüm oÄŸlum. Belki
O`nun baÅŸka bir yer bulmasına yardımcı olabiliriz.” “Hayır. Anne,
baba O`nun bizimle kalmasını istiyorum.” “OÄŸlum.” dedi babası.
“Bizden ne istediÄŸini bilmiyorsun. O`nun gibi özürlü biri bize
korkunç yük olur. Bizim kendi hayatımız var ve bunun gibi bir şeyin
hayatımıza engel olmasına izin veremeyiz. Bence bu arkadaşını unutup
eve dönmelisin. O kendi başının çaresine bakacaktır.” OÄŸlu o anda
telefonu kapattı.
Ailesi O`ndan bir süre haber alamadı. Ama birkaç gün sonra,
San Francisco polisinden bir telefon geldi. Oğullarının yüksek bir
binadan düşüp öldüğünü öğrendiler. Polis bunun intihar olduğuna
inanıyordu. Üzüntü dolu anne-baba hemen San Francisco`ya uçtular
ve oğullarının cesedini tespit etmek için şehir morguna
götürüldüler. Anne - baba oğullarını hemen tanıdılar yalnız
bilmedikleri bir şeyi de öğrenince dehşete düştüler: Oğullarının
sadece bir kolu ve bacağı vardı…

Elindeki ile Yetinmek

Etiketler: »
Hikaye Yazari adminHikayeler tarih Kas 19th, 2007

Zamanın birinde bir kasabada yaşayan dünyalar güzeli bir kız varmış. Bu kız öyle güzelmiş ki çok uzak şehirlerden ve ülkelerden çok zengin, çok yakışıklı, asil pek çok delikanlı onu görmeye gelirmiş.
Kendisiyle evlenmek isteyen nice prensi nice şövalyeyi reddeden güzel kız kimseleri beğenmezmiş. Bu arada aynı kasabada yaşayan ve bu kıza aşık olan genç bir delikanlı da bu kızı istemiş. Ama kız onu da reddetmiş. Aradan uzun yıllar geçmiş. Bizim delikanlı kasabadan ayrılmış. Kendine başka bir hayat kurmuş ve evlenmiş, çoluk çocuğa karışmış.

Bir gün yolu bir zamanlar yaşadığı güzel, küçük kasabaya düşmüş. Orada tanıdık birine rastladığında aklına bir zamanlar orada yaşayan dünyalar güzeli kız gelmiş ve ona ne olduğunu sormuş.

Yaşlı adam önünde gül bahçesi olan bir evi göstererek kızın evlendiğini söylemiş. Bizimki bir zamanlar herkesi reddetmiş olan kızın kocasını pek merak etmiş. Bir gün gizlenip kocasını evden çıkarken görmüş. Kızın kocası şişman, kel ve çirkin mi çirkin bir adammış. Üstelik zengin bile değilmiş. Çok merak eden adam kocası gittikten sonra evin kapısını almış. Kız kapıyı açınca kendini tanıtmış ve neden böyle bir adamla evlenmiş olduğunu sormuş.

Kız da ona arkasındaki gül bahçesinden en güzel gülü koparıp getirirse cevabı vereceğini bu arada tek şartının bahçede ilerlerken geriye dönmemesi olduğunu söylemiş. Adam da bunun üzerine yüzlerce güzel gülün olduğu bahçede ilerlemeye başlamış. Birden çok güzel sarı bir gül görmüş.Tam ona doğru eğilirken biraz ilerde kocaman pembe bir gül gözüne çarpmış.Tam ona uzanırken daha ilerde muhteşem güzellikte kırmızı bir gül goncası görmüş. Derken bir de bakmış ki bahçenin sonuna gelmiş ve mecburen oradaki bir gül koparıp kıza götürmüş. Bahçenin en güzel gülün getirmesini beklerken kız bir de ne görsün yaprakları solmuş cılız bir gül.

Bunun üzerine adama dönen kız söyle demiÅŸ; ” Bak gördün mü? Her zaman daha iyisini bulmak isterken ömür geçer ve sen en kötüsüne razı olmak zorunda kalırsın. Bu yüzden gençlik gitmeden elindekiyle yetinebilmeyi öğrenmek gerekir.”

Kral ve Esleri

Hikaye Yazari adminHikayeler tarih Eki 23rd, 2008

Bir zamanlar, büyük ve güçlü bir ülkeyi yöneten bir kralın dörtte eÅŸi varmış.Kral en cok dörtüncü eÅŸini severmiÅŸ, bir dedigini iki etmez , her ÅŸeyin en güzelini en iyisini ona verirmiÅŸ. Kral üçüncü eÅŸinide çok severmiÅŸ bu güzelliÄŸin bir gün kendisini terk edebileceÄŸinden korktugu için onu kıskanır üzerine titrermiÅŸ. ikinci eÅŸini de çok severmiÅŸ. Kendisine karşı her zaman iyi ve sabırlı davranan eÅŸi kralın ne zaman bir derdi olsa daima onun yanında bulunur sorunun çözümünde ona destek verirmiÅŸ.Kraliçe olan birinci eÅŸiymiÅŸ kralın onu karşılık beklemeden en çok seven,saÄŸlığına ve hükümdarlığına en çok katkıyı saÄŸlayan bu eÅŸi olmasına raÄŸmen kral birinci eÅŸini sevmez ve onunla hiç ilgilenmezmiÅŸ. Bir gün kral ölümcül bir hastalığa yakalanmış. Yakında öleceÄŸini anladığı ve öldükten sonra yapa yalnız kalmaktan korktuÄŸu için eÅŸlerinden hangisinin ölüm yalnızlığını kendisiyle paylaÅŸmak isteyebileciÄŸini öğrenmek istemiÅŸ.En çok sevdiÄŸi dördüncü eÅŸine ölüm yolculuÄŸunda kendisine eÅŸlik edip edemeyeceÄŸini sorduÄŸun da aldığı yanıt ”mümkün deÄŸil!”olmuÅŸ…”Hayatım boyunca seni sevdim sen benimle birlikte ölmeyi kabul eder misin?’’sorusuna üçüncü eÅŸi de”hayır,hayat çok güzel sen ölünce ben yeniden evleneceÄŸim…”diye yanıt vermiÅŸ. Kral bir kez daha yıkılmış.Bu defa her sorununda,her zaman yanında olan bana yardım eden sendin bu sorunumda da bana yardımcı olur musun?sorusuna karşı ikinci eÅŸinden :
”bu sorunun için hiç bir ÅŸey yapamam olsa olsa sana mezara kadar eÅŸlik eder güzel bir cenaze töreni yaptırır ve yasını tutarım”karşılığını almış.
Büyük bir hayal kırıklığı yaşamakta olan kral birinci eşinin sesiyle irkilmiş:
”nereye gidersen git seninle olurum,seni takip ederim”
”ahh…”diye inlemiÅŸ kral
”keÅŸke bir sansım daha olsaydı”
hikayemiz böyle
hayatta hepimiz dört eşliyiz aslında
dördüncü eÅŸimiz vücudumuzdur…onun güzel görünmesi için ne kadar zaman kaynak ve çapa harcarsak harcayalım öldüğümüzde bizi terk edecektir…
üçüncü eşimiz;sahir olduğumuz servetimiz ve statümüzdür. ölür ölmez başkalarına yar olacaktır.
ikinci eşimiz ise; ailemiz ve dostlarımızdır. tüm sorunlarımızı paylaştığımız bu kişilerin en son yapabilecekleri şey,dünyadan gözleri yaşlı uğurlamak olacaktır
birinci eÅŸimiz ise ruhumuzdur. o her zaman bizimledir ve biz nereye gidersek gidelim bizimle gelir.
UNUTMAYIN!!!
yediklerimiz değil hazmettiklerimiz bizi güçlü yapar.
kazandıklarımız değil biriktirdilerimiz bizi zengin eder.
okuduklarımız değil hatırladıklarımız bizi bilgili yapar.
başkalarına verdiğimiz öğütler değil bizzat uyguladıklarımız bizi insan yapar.

Sonraki »

Hikaye Sohbet


Son Yorumlar

Hikayelerden Rastgele

Beni aradigin gün gözlerin yasla dolsun bensiz gecen günlerin haram olsun. Demistinki seni cok ama cooook seviyorum. Eger bu sözün yalansa aska lanet olsun!

Hikayelerden Reklam


Nicknizi Yazip:

mirc mircturkce turkcemirc mircsite mircarama indirmirc chatmirc mirchat

hikayeler Hikaye hikaye hikayelerden Google Sitemap
site ekle