Karinca Tito

Hikaye Yazari adminHikayeler tarih Kas 7th, 2008

Hikayeye göre;İtalyan yazar Lucianno düşünce suçlusuydu.4 metre karelik
bir
hücreye mahkum oldu,hem de tam 17 sene için ! O kahrolası hücreye
yerleştiği birinci gün,her şey normaldi.Aradan birkaç hafta
geçti.Lucianno
düşünmeye baÅŸladı.Burada 17 sene nasıl geçer…
Aradan aylar geçti.Sanki her geçen gün biraz daha mahkum oluyordu
zavallı
hücresine.Bir sabah bir karıncanın burnunu ısırmasıyla uyandı
Lucianno.Onu
büyük bir titizlikle parmağının ucuna alıp ‘acaba ‘ dedi. ! ‘Acaba bu
karıncayı yetiÅŸtirip kendime bir dost yapabilir miyim? ‘
dedi.Kaybedecek
bir şeyi yoktu ve bu denemeye değerdi.Karıncayı yanı başında duran
küçük
sehpanın üzerine koydu.Karınca karıncalığını yapıp,kaçmaya çalıştıysa
da
Luci bırakmadı onu.Etrafını çevirerek karıncanın kaçmasına engel
oldu.Onunla konuşmaya ve onu eğitmeye kararlıydı.Başarabilirse
yalnızlığı
sona erecekti.Karınca ile tam üç sene uğraştı.Karşılıksız olsa da
konuÅŸtu
ve dertlerini anlattı ona.Birde isim taktı karıncaya.Tito…
Bir sabah Tito’ sunun ona günaydın demesiyle uyandı Lucianno.Bu
duyabileceği en muhteşem sesti.Büyük bir heyecanla yatağından dışarıya
fırlayıp bağırmaya başladı:Konuştun,Tito sen konuştun.Nihayet
konuÅŸtun.Günaydın,günaydın,binlerce günaydın dostum…
Artık bir dostu vardı Lucianno’nun ve bunu hiç kimse
bilmiyordu.Tito’nun
varlığı yazarın en büyük sırrıydı.Kimse duymamalıydı.Gardiyan duymamalı
bu
rüya bitmemeliydi.Bu büyük dostluk tam 17 sene sürdü.Hiç kimse bilmedi
Tito’yu.Lucianno,Tito’ya tüm bildiklerini
öğretti.Konuşmayı,okumayı,yazmayı,dans etmeyi,şarkı söylemeyi,fikir
üretmeyi…BildiÄŸi her ÅŸeyi öğretti.Kah aÄŸladılar,kah güldüler…
Aradan tam 17 yıl geçti ve bir gün asık suratlı soğuk yüzlü gardiyan
demir
kapıyı araladı.Hazırlan yarın çıkıyorsun,dedi beton sesli
gardiyan.Gardiyan
gittikten sonra Lucianno aÄŸlayarak karıncaya döndü. ‘Bitti Tito.Bitti
büyük
dostum.Yarın çıkıyoruz,yarın özgürüz.’ dedi.Tito’da aÄŸladı.Yazar Titoya
sordu,’Söyle dostum yarın çıkar çıkmaz ilk ne yapalım ?’Tito:’Gidelim
bir
bara ve hayvan gibi içelim’ dedi Gülüştüler.Sabaha kadar
uyumadılar.Hayal
kurup bu bu fare kapanından farksız, lavabolu dikdörtgenin ilk defa
tadını
çıkardılar.Bir anda sanki hücre geniÅŸlemiÅŸ gibiydi…
Sabahın ilk ışıklarıyla son kez açıldı demir kapı.Kapıdan çıkarken son
kez
geri döndü ve ranzasına baktı italyan yazar.Sadece şu iki kelimeydi
aÄŸzından dökülen:’Vay be…’Dışarı çıktılar…
Tito Lucianno’nun omzundaydı.Sabahın körüydü ve mevsim kıştı.Kar lapa
lapa
yağıyordu.Lucianno bavulunu havaya fırlattı ve ‘özgürlük’ diye
bağırdı.Tito
da bağırdı.Yağan kar umurlarında değildi.Yürüdüler kara inat
yürüdüler.Özgürlük sıcaklığına kar mı dayanır kış mı…
Nihayet bir barın önüne geldiler.Tito sordu “Åžimdi biz buraya
girebilecek
miyiz?” Avazı çıktığı kadar ‘biz artık özgürüz ‘diye bağırdı
Lucianno.İçeriye girdiler.İçeride sızmış kalmış üç beş adamla kasanın
başında uyuya kalan barmenden baÅŸka kimse yoktu.Bir masaya oturdular…
Bir ara Lucianoo’nun gözü masanın yanındaki aynaya iliÅŸti.Hapisten
çıktığında yaptığı gibi yeniden mırıldandı ‘vay be ‘Saçları bembeyaz
olmuştu,yüzü buruş buruştu.Yaşlanmıştı Lucianno.Tebessümüne aradan
sızan
birkaç damla göz yaşı karıştı. !Barmen bize iki bira getir ‘ diyebildi
titrek bir sesle.Barmen yerinden fırlayıp biraları getirdi.Bir adamın
iki
tane bira istemesinin sebebini bilmiyordu.Bilmesi de
gerekmiyordu,bilmekte
istemiyordu zaten.Biraları bıraktı ve kuÅŸ tüyü kasasına geri döndü…
Lucianno omzundaki dostunu bardağın içine attı.İçtiler.Tito da
içti.İçtikçe
keyiflendiler.Bir ara Tito bardaktan fırlayıp masanın üzerinde dans
etmeye
başladı.Elini yüzüne koyup masanın üzerine yaslanmış olan Lucianno
büyük
bir gururla kendi yetiştirdiği dostunun dansını izledi.Bir an durdu ve
‘ne
günlerdi be Tito ‘ dedi.DertleÅŸtiler,biraz sonra yine dans etmeye
başladı
Tito…
Tito dans ediyor.Lucianno korkunç bir keyifle bu muazzam manzarayı
izliyordu.Bunu mutlaka birilerine anlatmalıydı.İyi bir şey yapmanın
belki
de en keyifli yanıydı onu biriyle paylaşmak.Ama Lucianno bu keyfi 17
sene
hiç yaÅŸamamıştı…
Özgürlüğünün bu birinci gününde,yıllarca gizli tuttuğu bu büyük ve onur
verici sırrı birileriyle paylaşmalıydı.Etrafına baktı,barmenden başka
kimse
yoktu.’Barmen,barmen !’diye seslendi.Barmen yarı uykulu,Lucianno’nun
masasına geldi.Lucianno dans eden Tito’yu iÅŸaret ederek ,büyük bir
heyecanla ‘Barmen ÅŸuna bir baksana,ÅŸuna bir bak…’dedi.Barmen sessizce
parmağını Tito’nun üzerine götürdü.’Çok af edersiniz beyefendi
!’diyerek
Tito’yu ezdi…
Lucianno için Tito,en büyük dosttu,17 yıllık emekti.Barmen içinse
öylesine
bir böcekti…

Sevmekmi sevilmekmi

Etiketler: » » »
Hikaye Yazari adminHikayeler tarih Eki 23rd, 2008

Sevmek Mi Sevilmek Mi
genç kız nihayet uyanmıştı. tüm gece boyunca uyumuştu. gözlerini ovuşturdu. elbiselerini düzeltti. Şaşkındı.

- neredeyim ben? siz kimsiniz?

- demek dün gece neler olduğunu hatırlamıyorsun?

- Çok içtiÄŸimi hatırlıyorum o kadar…

- evet, kapıyı sana açtığımda çok sarhoştun gerçekten. kapıyı açar açmaz . bana ilk söylediğin söz suydu:

\”ben Allahın hediyesiyim\” genç kız bu söz karşısında utancını gizleyemiyordu. bir ÅŸeyler söylemek istiyor ama nereden baÅŸlayacağını da bilemiyordu. ÅžaÅŸkınlığını biraz olsun gizlemek için:

- peki ya sonra ? dedi.

- İşin doğrusu ben Allahdan böyle bir hediye beklemiyordum. Şaşırdım bir an. gerçeği arayan birisine senin gibi bir serabın gösterilmesi doğal gelmedi bana. ben bunları düşünürken sen de şu anda yattığın yerde sızıp kaldın zaten.

- dün geceden beri yerde mi yatıyordum? diye sordu şaşkınlıkla.

- evet, düşüp sızdığın yerden kaldırmadım. biliyorsun seraba dokunulmaz. bütün gece Allahın seni almasını bekledim. ama görüyorsun ki hala gelmedi. sahi söyler misin sen nasıl Allahın hediyesisin böyle?

ferda sitem dolu bir utangaçlıkla:

- lütfen benimle alay etmeyin, dedi.

- alay etmiyorum. sadece seni anlamaya çalışıyorum. İstersen önce sana bir kahve yapayım da kendine gel. kemal kahveleri getirdiğinde ferda biraz olsun kendine gelmişti. Üzerindeki yabancılığı atmaya, doğal olmaya çalışıyordu.

- benim adim ferda. İki sokak ilerideki sitelerde oturuyorum. dün gece için özür dilerim. arkadaşlarla yasadığım bir çılgınlıktı o kadar. Çok utanıyorum.

- ben de kemal. bu evde tek başıma yaşıyorum. (bir an duraksadı kemal). senin hakkında ne düşündüğümü merak ediyorsun değil mi?

- biraz öyle…

- hiç… hiçbir ÅŸey düşünmedim.

- neden?

- Özel olarak hiçbir insan üzerinde düşünmem pek.

- gecenin yarısında kapını çalıp evinde yatan bir kız hakkında . bile mi?

- evet…

- Çok garip bir insansın.

kemal sustu… ve sonra

- söylesene maskeli bir baloda insanların gerçek yüzlerini tanımak mümkün müdür sence?

- tabii ki deÄŸil.

- İşte ÅŸu toplumda gördüğün bir çok insan ve sen… hepiniz maskelerinizle yaşıyorsunuz. su toplum maskeli bir balodan farksızdır bence. hem de zamana, kiÅŸilere ve olaylara göre her an deÄŸiÅŸen maskelerin kullanıldığı bir balo… bu yüzden pek anlamlı gelmiyor bana insanlar üzerinde düşünmek.

- kendini soyutluyorsun insanlardan.

- Öyle de denebilir. zaten toplum ferdin en büyük düşmanıdır bence. bu yüzden insanlardan hiçbir şey almamayı yeğliyorum. buna rağmen her şeyimi vermeye de hazırım onlara.

- İnsanların sevgisini de reddeder misin, örneğin?

- en başta onu. bugünün sahte sevgileri bir insanin kalbini yaralamak için seçilen en tehlikeli yoldur.

- ama insan hiç sevilmeden yasayamaz ki…

- bunda yanılıyorsun. İnsan sanıldığının aksine sevilerek değil severek yaşar. İnsan sevilmek ihtiyacında olan zayıf bir varlık değildir. kısacası sorun bence sevilmek değil sevmektir.

- sevdiÄŸin halde sevilmiyorsan?

- sevilmek senin sorunun değil onun sorunu. bence sevmek bir insanı kendi içinde hissetmendir. sevilmek ise kendini bir insanin içinde hissetmen. anlayabiliyor musun? sevmek seni zenginleştirir, sevilmek değil. bunu evreni kapsayacak şekilde de düşünebilirsin.

- nasıl yani?

- evrensel anlamda sevmek kainatı kendinde seyretmek, sevilmek ise kendini kainatta seyretmektir. ferda ın kafası karışmıştı. hiç bu kadar derinlemesine düşünmemişti sevgi üzerine.

bunu fark eden kemal:

- bunları bir anda anlamak sana güç gelebilir. ama biraz düşünürsen umarım anlayabilirsin. Åžunu unutma ki insanlık bugün ikinci tas devrini yaşıyor. birinci taÅŸ devrinde insanlar yumuÅŸacıktı. sevgi sayesinde her ÅŸey yumuÅŸacıktı. sadece evleri ve aletleri taÅŸtandı. simdi ise her ÅŸeyimiz . yumuÅŸacık, yüreklerimiz taÅŸ gibi. hatta taÅŸtan da katı. Çünkü öyle taslar vardır, üzerlerinde otlar yetiÅŸir ve öyleleri de vardır ki… kemalin gözleri nemlendi bunları söylerken. yılların acılarını, ihanetlerini, buruklukların, kelimelere döküyordu aslında. aÄŸlamaklı bir hale dönüşüyordu sesi kesik kesik…

uzun bir sessizlik oldu. bütün bir hayat şeridi geçti ferda ın gözleri önünden. eğer kemalin anlattıkları doğruysa sevgi hiç olmamıştı hayatında. bir anda gözleri duvarda bir çerçevede olan mısralara takıldı:

\”donuk sevgiler çağındayız sıcak sevgiler cehennemde yanıyor sevgi… yaÅŸanmayacak kadar güzel, fark edilmeyecek kadar sade, duyulmayacak kadar doÄŸaldır.\”

kemal duvarda ağlayan bir çocuk portresi gösterdi ferdaya:

- biliyor musun bir çocuÄŸa verilecek en deÄŸerli besin ÅŸefkattir. ve de cesaret. bunlar öyle hassas bir dengeye sahiptir ki, denge bozuldu mu iÅŸte ÅŸu insanları görürsün karşında… Åžefkat ve cesaret kurbanları… kimileri aşırı ÅŸefkatin yanında cesaretsiz büyütülürler. bu insanlar küçücük bir dünya kurmak isterler kendilerine. güçsüzdür bu . insanlar, kolayca kırılırlar. dünya çok acımasızdır öylelerine göre… kendilerini sevecek birilerini ararlar hep. o kadar yoÄŸunlaşırlar ki bazen ÅŸiddetli bir arzuyla birine doÄŸru akmak isterler. cesurca sevemezler. cesareti öğrenememiÅŸtir bu insanlar. Öte yandan da cesur insanlar… dünyayı bile devirebilirler. ama basit bir sevgi oyunuyla kolayca yıkılıverirler. dünyayı titretecek cesareti taşıyan bu insanlar kalplerine dokunan bir parmakla diz üstü çöküverirler yere. ve su sözleri duyar gibi olursun onlardan: \” daÄŸ düştü üstümüze yıkılmadık ama İnsan deÄŸdi tenimize acısı yıktı bizi…! cesaret onları o kadar sertleÅŸtirmiÅŸtir ki sevdikleri insanı kolları ile kalpleri arasında neredeyse öldürür.

kemal sustu birden. ferda bir şeylerin olduğunu hissetmişti. Çözmek istiyordu kemali.

- niye sustun?

- bana ne şefkati öğrettiler nede cesareti.

- ama tüm bunları biliyorsun sen

- nasıl olduğunu merak ediyorsun değil mi, anlatayım. bir an durdu sonra:

- İnsanların nefretinden sevgiyi, ihanetlerinden sadakati, korkaklıklarından cesareti öğrendim.

- İnsanlar bu kadar acımasız mi? gerçekten seven insanlar yok mu hiç?

- bırak sevgilerini gülmeleri bile doğal değil onların. seni senin için değil kendileri için severler. o kadar iyi o kadar güzel ve o kadar haince severler ki hayran olmamak elde değil . biliyor musun? sevgi ve ihaneti sanatsal bir uyarlamayla o kadar güzel sahneye koyarlar ki son sahnede öleceğini bile bile seyredersin oyunu. mükemmel bir katildir onlar. seve seve öldürürler seni. dudaklarından sevgi sözcükleri yükselir. yapacağın tek şey gözlerini kapatıp sevgi atmosferi içinde sevgi sözcüklerinin sağanak yağmuru altında ölümü beklemendir. anlıyor musun? .

- sen sevilmekten korkuyorsun

- belki…

- neden? – neden mi? ben her insani kalbime misafir edebilirim, sevebilirim yani. kalbimden eminim çünkü. sevdiÄŸim insani rahatsız edecek hiçbir ÅŸey yok kalbimde. ama kimsenin kalbine girmek istemem. Çünkü bilmiyorum nelerle karsılaÅŸacağımı. bilmiyorum hangi tuzaklar bekliyor beni. ve bilmiyorum o insan bunlardan haberdar mı?

- fikirlerimi alt üst ettin. her ÅŸey karıştı. sevmek sevilmek, nefret sevgi… hatta ÅŸu ana kadar gerçekten yaÅŸayıp yaÅŸamadığımı düşünüyorum.

- aslında sana anlattığım her şeyi kendinde bulabilirsin.

- nasıl?

- kendini tanıyarak… yalnız kaldığın anlarda…

- yalnızlıktan kaçmışımdır hep…

- yalnızlıktan kaçmak kendinden kaçmaktır. bir düşünsene, doğarken de yalnızsın, ölürken de. o halde yasarken yalnızlıktan kaçmak anlamsız değil mi?

- yalnızlıkta insan ne bulabilir ki sıkıntı ve boşluktan başka?

- kendini gerçekten tanıyabilseydin uzaydaki derinlikten daha derin bir iç uzayın olduÄŸunu görebilirdin. bizler ruhumuzu öldürüyor sonra başına geçip ağıt yakıyoruz… benliÄŸindeki zenginliÄŸi fark etseydin dünyada ikinci bir insan aramazdın biliyor musun?

- anlamadım!

- dünyada bir tek kişi vardın aslında. o bir tek kişinin içinde beş milyar insan.

- benliğim bu kadar kalabalık mi?

- evet. benliÄŸin tüm varlığın merkezidir. tüm acılar ve sevinçler yüreÄŸinde gizlidir senin. Ölenleri yüreÄŸine gömdüğün gibi doÄŸacak çocuÄŸun kalbi de senin içinde atar. hem acıyı hem sevinci yaÅŸarsın iç içe, yan yana… hatta o kadar acı çekersin ki acı, acı olmaktan çıkar…

Unutmadim

Etiketler: »
Hikaye Yazari adminHikayeler tarih Kas 19th, 2007

Ne yazılmalı ki silinip gitmesin, ne söylenmeli ki unutulup bitmesin. Sessizlikle başlayan bir hikaye bu. Eğer başladığı gibi bitecekse sonu, yaşanan her ne varsa sil, gitsin.Hayallerde gerçek gibi yaşarken seni, umutlarda bitti bir zaman, sevgiler de. Seni seviyorum çünkü ne zaman şiir okusam, mısralarından sen akıyorsun, gözlerimden yaşlar süzülüp resmine damlıyor, sessizlik sararıyor içimde, susuyorum.
Tam buldum dediğin anda kaybetmek nedir bilir misin? Atılmışlığı hissettiğin oldu mu? Hayaliyle yaşamayı ezberledin mi? Delicesine sevdiğin ama onun seni sevmediğini öğrendiğin o anı hiç yaşadın mı? Onun eksik yanlarını bile sevebildin mi ? Terkedilişe ilk defa görüyormuş gibi baktın mı? Elvedasız ayrılıklar acıttı mı içini? Göz kapaklarına inat, uyumadığın oldu mu gecelerce? Sadece mum ışığının aydınlattığı odanda onu düşündüğün oldu mu saatlerce? Ellerin onsuz kaldığında üşüdün mü? Duyuyorum susuyorsun, yine susuyorsun, tıpkı o zamanki gibi söylemiyorsun.
Seni seviyorum çünkü her gün biraz daha tükenirken her şey, benliğim sessizce inliyor ben susuyorum. Bir an elinden tutuyorum, biran sonra belki de tamamen elimden kayıp gitmiş oluyorsun, anlayamıyorum.Yine sensiz kalıyor kollarım, yine ıslanıyor gözlerim. Yaşamam için tek nedenimdin sen. Fakat binlerce sebep vardı seni sevmem için.
Seni seviyorum çünkü yaÅŸanacak bütün imkansızlıklarda sen varsın. Bir yerlerim acıyor durmaksızın. SessizliÄŸin çok ÅŸey söylese de bazen susmanda incitir beni. Bilirim, belki de en iyi ben bilirim ki, susmasını bilmek, bildiÄŸini söylemekten daha zor. Bir uçurum gibi derinleÅŸen sessizlik, bizi birbirimizden ayırdı bile. Yenildik dostluÄŸumuza, zamana, yalnızlığa, yenildik iÅŸte! Sinsice sardı sessizlik, böyle birdenbire, ansızın… ve ben hala unutmam gerektiÄŸini söyleyenlere inanmıyorum.
Hissettiklerimi söylemektense dost kalmayı, seni sensiz yaşamaktansa susmayı
tercih ederim. Senin beni sevme fikri bile beni mutlu edebilecek kadar güzel
ve asil!
Seni seviyorum çünkü sen benim siyah beyaz dünyamı renklendiren o çok az şeyden birisin. Sensiz her andan korktum, korkuyorum. Alıp gitme ellerini, alıp gitme gülüşlerimi, götürme düşlerimi. Sen benden gittin gideli öyle bıktım ki sensiz kendimden.
Seni seviyorum çünkü hala bir şeyler var vazgeçemediğim. Ben herkes için şiir yazmazdım, bu hep tuhaf gelmişti. Fakat şimdi senin için şiir yazmamak tuhaf geliyor. Bu yıllarca sürecek ve de hiç dinmeyecekmiş gibi düşünürken görüyorum ki anlamını yitiren bir şeyler var aramızda.
Seni seviyorum çünkü tam her ÅŸeyden vazgeçmiÅŸtim ki, karanlığımın perdesini yırttı ellerin. Ama yine direndik sessizliÄŸe, hala konuÅŸulmadan kalan öyle çok ÅŸey var ki! “SustuÄŸun yerde bir ÅŸeyler kırılıyor”
Nasıl söyleyeceğini sende bilmiyorsun besbelli.. Susman gerekiyor diye susuyorsun belki de, dostluğumuz için..
Kalbim sendeyken her adımda, aklım sendeyken her dakika, unutmadım, unutamadım işte!

Mutluluk Hikayesi

Hikaye Yazari adminHikayeler tarih Eki 23rd, 2008

Mutluluk İçimizde

İnsanoğlu mutluluğu hep hor kullanıyormuş
Hepsi ÅŸikayetçi hep bıkkınmış……

Birgün melekler mutluluÄŸu saklamaya karar vermiÅŸler…
Saklayalım, zor bulsunlar…

Zor buldukları için belki kıymetini bilirler diyerek başlamışlar
tartışmaya…Sorun büyükmüş…MutluluÄŸu saklamak kolay deÄŸilmiÅŸ çünkü…

Kimisi:
” Everest”in tepesine saklayalım”” demiÅŸ, kimisi:
” Atlas Okyanusu”nun dibine”” demiÅŸ.
Tac Mahal”in kubbesi, Mekke sokakları, ıtalyan sofrası…
Bir hastanenin yenidoğan odası, dondurma külahı,şarapşişesi..
Sigara paketi, lale bahçesi…

Pek çok yer düşünmüşler ama hiçbiri yeterince zor gelmemiÅŸ…
Derken meleklerden biri:
” içlerinde saklayalım”” demiÅŸ… insanoÄŸlunun içine saklayalım…
” Kimsenin aklına gelmez içine bakmak!!!””

İşte o gün bugündür mutluluk insanın kendi içinde saklıymış…

Hiçbir mutluluk kolay gelmiyor.Kolay kolay gülmüyor insanın yüzü…
Emekte ve insanın içinde saklı mutluluk…

Ne başkasının ekmeğinde, ne başkasının evinde, ne de başka bir
ÅŸeyde… içimizde saklanmıştır mutluluk

Sevgi ve saygılar

Bir Deniz Masali

Hikaye Yazari adminHikayeler tarih Eki 23rd, 2008

Bütün masallarda denizlerin oluşumu,
Nuh tufanıyla birlikte başlar.
Bizim masalımızda Deniz,
Nuh’tan önceki bir kayboluÅŸumu,
Kapsar…

Öyle bir deniz ki bu Deniz,
Ben,sen, o, hepimiz;
Dünyanın değişik denizlerindeyiz,
Masalımızdaki deniz başka bir Deniz

Yeryüzünde bütün yollar,
Denize çıkar.
Bu yollar aşılamıyacak kadar uzun,
Geçilemiyecek kadar dar.

Havada bir Deniz kokusu;
Bir yosun kokusu,
İçimde bir yalnızlık duygusu…
Bir atılmışlık, satılmışlık
Korkusu vardı.

Havada bir Deniz kokusu;
Bir yosun kokusu,
İçimde bir yalnızlık duygusu…
Bir atılmışlık, satılmışlık
Korkusu vardı.

Sen denizlerin en mavisi,
En güzeli, en soylusuydun.
Balıklar uysallığını severdi,
Sütlimandın, incitmekten korkardın;
Mis gibi Deniz kokardın.

Denizin uçsuz bucaksızdır senin sevgin sınırsız,
Aşk dilenmeye geldim apansız!
Yorgunluğumu gidermeye, çektiklerimi bitirmeye;
Acılarımı dindirmeye geldim zamansız,
Alsın hüzünlerimi denizin sınırsızdır senin…

Al yanına acım dinsin Denizim,
Çığlık çığlığa ağlamasın martılar,
Hırçınlaşmasın dalgalar,
Aşkın Kanununu bir de senden dinlesem;
Ve kollarında öylece beklesem;
Acı bitse, hüzün bitse, hayat bitse…
Ne varsa benden alıp götürse,
Bir çocuk olsam kollarında beni uyutsan,
Öpsen,okşasan, tutkuyla sevsen;
Masmavi sularında yıkansam, pisliklerden arınsam ,
Maviler yığılsa üzerime, huzursuz akşamlar bitse,
Yolculuklar tükense ve yanıma sadece çocukluğumu alsam;
Bir ömür alsan kollarına kaybolsam;
Zaman dursa,hayat dursa,sen dursan…

Yıllardır özlem duydum saf bir sevgiye;
Bu özlemimi al, bitiriver,
Hep düşünürüm geldim ne diye,
Beni bu dünyadan götürüver!
Bir türlü alışamadım açgözlü insanların,
RezilliÄŸine, pisliÄŸine…
Kırlangıçların gitme zamanı geldi Denizim;
Al beni de götürüver yanında,
Bir akköpüklü sularına batırıver,
Bir martıların kanatlarında uçuruver.
Ne varsa üzerimde aksın gitsin,
Ne varsa yitsin, acım dinsin;
Åžefkatli kollarında…
Hep güneşe özlem duydum ben,
Gündoğumunu,günbatımını yıllar var ki görmeden.
Ne ğöğün mavisini görebildim,ne denizin,
Arasındayım bir beton yığınının,
Her gün kollarındayken bir başka acının;
Hüzün yakaladı kollarımdan,oturdu yüreğime;
Usandım Denizim yorgunum, al götür beni de,
Alışamadım insanların rezilliÄŸine, pisliÄŸine…

Ne olur bitmesin,sürsün Denizim bu masal!
YoÄŸunluÄŸuna yaşıyalım herÅŸeyi…
Sakın gitme, öyle kal;
Senden öğrendim aÅŸkı, sevgiyi…
Bırakma, beni de yanına al!

Yıllarca baksam dursam gözlerinin derinliğine,
Saçlarını gecelerime perde ediver.
Acılarımı hüzünlerimi alıver,
At gitsin denizin enginliÄŸine,
Arasıra duyduğum kalbimdeki sancının,
Ezikliğine, vuruşlarına bakıver,
Al beni sevginin serinliÄŸine…

Yağmur yağarsa inceden,uykuların bölünürse usulca,
Ve beni anarsan, ararsan;
Bil ki kumsalda, martıların yanında,
Yakamozlarına dalmışken masalın ortasında,
Dalgaların kumları öptüğü yerde ben varım!
Bir elimde hüzün, bir elimde acılarım,
Sana doÄŸru koÅŸmaktayım…

Aşılamıyacak kadar uzun,
Geçilemiyecek kadar dar,
Bir hüzün sardı içimi dalgalar kadar.
Neyse ki kumsal geniş, martılarda var,
Yakamozlarında denizin, ufkun sağırlığında,
Bu hüznün, bu acının ağırlığında;
Bilmiyorum ne renk,nasıl biçimi…

İkiniz de içimde en derin iz,
Biri sen, biri deniz.
Ne Denizsiz olabilirim,
Ne sensiz…
Sen Denizsin, Deniz sensin!
İkinizin acısıyım…
İkinizi de çok sevdim alabildiğine,
Denizin maviliÄŸinde.

Dalgaların köpüğünde, sesinde,
Martıların çığlık çığlığa nefesinde,
Sahildeki kum tanesinde,
Yürüdüm adım adım ben’i aradım.
Ben yitiktim oysa uzayın zerresinde,
Uzun uzun içimde bir hüzün,seni düşündüm,
Herşey eskisi gibi öyleydi,
Sen bambaşkasın Denizim,sen değil;
Talihim kahpeydi…

Saçlarımda ayrılık rüzgarı,
Avuçlarımda yakamozlarla gelsem,
Alsan şefkatle kollarına sıkı sıkı sarılsan;
Yüzümde acı bir hüzün öylece kalsam,
Kırçiçeklerini saçına taksan,
Saatlerce sen bana ben sana baksam;
Hayat dursa, zaman dursa, sen dursan.

Misim benim!Bütün duygulardan güçlü,
Altıncı hissim benim.
Kıyılarında yüzdüğüm, limanına sığındığım;
Sıkı sıkı sarıldığım, kucağında aÄŸladığım…
Masmavi Denizim benim!
Ne varsa yeryüzünde en güzelim,
Benim çok gizlim, çok özelim,
Zaman zaman üzdüğüm meleğim benim

Dur,sakın gitme; orda kal!
Ne olur bitmesin bu masal,
Bütün hayatım sende saklı,
Gitme, burda kal!
Benim tutkum sensin, baÅŸka aÅŸka benzemem,
Benimki çok farklı…
Bırakırsan bir daha dönemem,
Bilmiyorum bu aşkta kim haklı,
Aldın başımdaki aklı…
Dur gitme,bitmesin bu masal;
Ne olur yanımda kal…

Ben sen’im sen ben’sin aslında,
Uzaklarda bir müzik sesi var,
Sanki hüzzam faslında,
Yakamozların değişik parıltısı var.
Bilir misin martılar nasıl ağlar?
Al beni de masmavi denizine,
Uzaklaş kıyılardan engine,
Bensiz gitme, beni de yanına al;
Böyle bitmesin bu masal…

Ben yakamozlu gecelerin yorgun adamıyım,
Alıştım terkedilmelere,tuhaf yalnızlıklara,
Ben seni sevmek için yaratıldım, seni övmek,
Ve sövmek için denizlere karşı,
Gündoğumunu seyrederken sabahları,
Alıştım uykusuzluklara…
Ben tepeleri, dağları aşardım eskiden,
Dedim ya bir yorgun adamım şimdi,
Bir türlü geçemiyorum yeni caddelerden;
Ancak kendime kızıyorum, yokluğuna kızıyorum,
Ve bir apartmanın dördüncü katında seninle yaşıyorum,
Bu milyonluk ÅŸehir henüz uykudayken…
Biraz çılgın mıyım,azıcık deli mi ne?
Bir gitar sesine vurgunum, bir dalgaların kumsalı öpüşüne,
Nedir çektiğim bu unutmak bilmeyen hafızamdan?
Gözlerimin önünden gitmiyor birtürlü gözlerin;
Ne kadar hasretim bir bilsen gülüşüne…

Yıldızlar göz kırparken yakamozlara,
Ben şaşkın umutlarımla dolaşıyorum.
Bir yıldızlara bakıyorum, bir yakamozlara,
Yamaçtan inen huzursuz akşamların koynunda.
Yürüyorum kıyı boyunca, bir ayak seslerimi duyuyorum, bir kol saatimin,
Ah Denizim, çevrem ne denli kalabalık olsa da ben,
O denli yalnızım.
Bir bu milyonluk ÅŸehir, bir sen, kahrettim ikinize de;
Ne yapsam, ne etsem, her yerde sen,
Mümkün mü mutlu olmak sen içimde eserken?

“BİR DENİZ MASALI/SON”

Martı kanatlarına adımızı,
Akköpüklü dalgalara yalnızlığımızı yazdım.
Dudaklarımda yarılanmış bir şarkı,
Uzun uzun bir hüzün içimde,
Kimse bilemez bitmeyen dansı…
Martı kanatlarında yazılı adımızı kimse silemez!…
Nasıl dünyadır bu, pis ve rezil öylesine; geldik nesine?
Değişikmiş bu oyunun farkı, hadi gel!
Saçlarımda güneÅŸ, yıldızlar ışık seli…
Deniz mis kokulu, sen ondan güzel…
Dalgaların arkasından geliyor hüzünlü sesin;
Ellerimi uzatıyorum, tutamıyorum;
Martılarla birlikte sesleniyorum:
“Deniz nerdesin! Nerdesin?…
Benim gizlim saklım, BİRDENİZMASALIM;
Hep sende aklım…

“BİR DENİZ MASALI…”
“Senin için yazdığım bu masalı yine sana ithaf ediyorum”…
“Sahi böyle bir masal yaÅŸandı mı,kahramanları nerde,kimler?Söyliyemem,adı
bende saklı;öyle birisi ki,çok özel…”

Hikayelerden Mirc indir yukle sohbet chat

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Hikaye Yazari adminHikayeler tarih May 25th, 2010

Hikayelerden mirc anlamında kullanılarak paylaşılan aynı zamanda, türkçe mirc statüsünde bulunan mirc yüklemek icinde aynı statüste paylaşılarak kullanılan turk mirc statusune soktugumuz Hikayelerden sayfasına hoşgeldiniz. mirc’imizi mirc indir tuşuna tıklıyarak bilgisiyarınıza kurabilir anlık olarak. sohbetin keyfine katılabilirsiniz. hoş ve keyifli Turkiye Mirc Sohbet Muhabbet chat iyi çetler diler Seviyo Mirci Asagidaki Resme Tikliyarak yukluyebilirsiniz.

Turk-mirc-mircyukle-mircindir-mrc-mirch

Turk-mirc-mircyukle-mircindir-mrc-mirch

Nicknizi Yazip:

Hikayelerden ten Son Sohbetler

[17:33] <LooK> aS BoRaN
[17:34] *** Ayrılma: kezibann (YerelSohbe@722D82A5.Sevdadan.net) ( www.Seviyo.net )
[17:34] *** Ayrılma: BoRaN (MircLove@539D6072.Sevdadan.net) ( www.Seviyo.net )
[17:34] <NaZaR> D3rtLi sen bana kurban ol emi kiskanma :D
[17:34] <CaSpEr> a.s BoRaN
[17:34] *** Giriş: anıll (YerelSohbe@722D82A5.Sevdadan.net)
[17:34] <CaSpEr> H.q
[17:34] *** Ayrılma: CLGNM22 (YerelSohbe@6BCCD408.Sevdadan.net) ( www.Seviyo.net )
[17:34] <netcat> !op CaSpEr
[17:34] <D3rtLi> yuh siteye koymuş konuşmaları :D
[17:34] *** Bebek modu deÄŸiÅŸtirdi: +o CaSpEr
[17:34] <forumcak> CaSpEr su anda kanal operatoru konumuna gecti.
[17:34] <NaZaR> netcat sonuc kotu cikcak bah ikimiz kalariz dayak yersin :D
[17:34] <netcat> D3rtLi sende poz ver
[17:34] <netcat> ünlü olursun düdük
[17:34] <netcat> :)
[17:34] <D3rtLi> NaZaR peh sende bana qurbn  ol :D
[17:34] <NaZaR> D3rtLi gunaydin :DD
[17:34] <D3rtLi> netcat sağol kalsın site coker hayranlarımdan
[17:34] <D3rtLi> :)
[17:34] *** GiriÅŸ: ozanulas (gazetede@A0C7F445.Sevdadan.net)
[17:35] <D3rtLi> hitin artar benikoyarsan :)
[17:35] <netcat> çekiyorum
[17:35] *** Ayrılma: HeReGeLe (YerelSohbe@4EE11E.Sevdadan.net) ( www.Seviyo.net )
[17:35] <NaZaR> D3rtLi poz cekkk :DDDDDDDDDDDDDDDD
[17:35] <netcat> çekiyorum çektim
[17:35] *** GiriÅŸ: Seviyo222 (MircLove@83E7543C.Sevdadan.net)

« Önceki - Sonraki »

Hikaye Sohbet Chat

Sesli Chat Sohbet Muhabbet SesliSohbet SeslİChat

Yazili Chat Sohbet Muhabbet Turkchat


Hikayelerden MircYukle Mircindir Mirc mRc

Son Yorumlar

Hikayelerden Reklam

Yorumlariniz

Haber Haberler


Nicknizi Yazip:

mirc mircturkce turkcemirc mircsite mircarama indirmirc chatmirc mirchat


hikayeler Hikaye hikaye