Beyaz Kaptanin Hikayesi
Evvel zaman içinde deniz kenarında küçük bir köy varmış. Bu köyün halkı denizcilikten baÅŸka iÅŸ bilmezmiÅŸ. YaÅŸlı, genç, kadın, erkek bütün köy halkı denizle uÄŸraşır, hayatlarını mavi suların kendilerine saÄŸladığı nimetlerden faydalanarak sürdürürmüş. Dış dünya onlara kapalıymış. Deniz insanlara, insanlar birbirlerine yardım ederlermiÅŸ. Kimi balık avlar, kimi aÄŸ örer, kimi sünger çıkarır, kimi tekne yapımında uzmanlaÅŸmaya çalışırmış. Bir de herkesin hayalini süsleyen bir iÅŸ varmış: Beyaz Kaptan ın denizaşırı gemisiyle uzun seferlere çıkıp, ticaret yapmak. Böylece bilinmezi bilmek, görülmeyeni görmek, tadılmayanı tatmak mümkünmüş çünkü. Ama Beyaz Kaptan yanında çalışacakları çok zorlu sınavlardan geçirip seçtiÄŸi için, bu öyle herkesin gerçekleÅŸtirebileceÄŸi türden bir hayal deÄŸilmiÅŸ. O seferlere çıkabilmek için gözüpek olmak, geride bırakabilmek, denizden baÅŸka bir ÅŸeye aşık olmamak gerekirmiÅŸ. Gemi sefere çıktı mı, beÅŸ altı aydan önce dönmezmiÅŸ köye. Her geliÅŸinde genç kızların dört gözle beklediÄŸi kumaÅŸları, süs eÅŸyalarını, köyde bulunmayan faydalı otları ve alışveriÅŸ karşılığında aldıkları deÄŸerli ÅŸeyleri boÅŸaltır, insanların satmak istediÄŸi malları yükledikten sonra yeni bir sefere çıkarmış. Geminin mürettebatı sadece bu deÄŸiÅŸ tokuÅŸ için karaya iner, yükleme iÅŸi bittikten sonra onları gören olmazmış. Beyaz Kaptan sa sadece miço ile çımacı geminin törensel yanaÅŸmasını gerçekleÅŸtirirken kaptan köprüsünde belli belirsiz görülürmüş. Geminin miçosu limana her yanaÅŸmalarında, çımacı dostunu görünce büyük bir keyifle halatı fırlatır, çımacı da büyük bir maharetle halatı havada yakalayıp tek bir harekette babaya dolarmış. Bu ikisinin ustalık dolu hareketlerini izlemek köy halkının en sevdiÄŸi ÅŸeylerden biriymiÅŸ. Birbirlerinin gözlerine baktıklarında dostluÄŸu gören miço ile çımacı, köy halkı kendilerini alkışladıkça daha da büyük bir ÅŸevkle sarılırlarmış iÅŸlerine. Kaptan belki deniz aÅŸkıyla yıllar önce terkettiÄŸi köyü daha fazla görmenin rahatsızlığı, belki de geride bıraktığı karısı, oÄŸulları ve kızı tarafından görülmenin korkusuyla, uzaktan izlermiÅŸ olanları. Sonrası yine açık deniz, sonrası yine uzun bir sefer� Kaptan herkesin gerçeÄŸinin ayrı olduÄŸuna ve herkesin bir gün kendi gerçeÄŸini bulacağına inanırmış. Hatta miçosuyla çımacının bir kayanın üstüne oturup sohbet ettiklerini gördüğü gün, “Ah deli çocuk, bilmez misin ki denizcinin dostu, denizdedir” demiÅŸ kendi kendine ama hiç karışmamış bu imkansız dostluÄŸa. Limana bir sonraki yanaÅŸmalarında miço gelip de “Ah Kaptan ah, denizcinin dostu denizdeymiÅŸ.” deyince içinin cız edeceÄŸini bile bile karışmamış. Bir gün köye çeÅŸit çeÅŸit malı getirirken, yerle göğü bir eden korkunç bir fırtınaya yakalanmışlar. Usta denizci köye yanaÅŸtıklarını biliyormuÅŸ ama deniz fenerini göremediÄŸi için bir türlü gerekli manevraları yapamıyormuÅŸ. Neden sonra denzi fenerinden cılız bir ışığın yükseldiÄŸini görünce rahatlamış. Tam dümeni köye kıracakken, yaÄŸmur damlalarının kanatlarına kırbaç gibi inmesine aldırmayan bir papaÄŸan gelip konmuÅŸ omzuna ve dile gelmiÅŸ: “Babası terkettiÄŸinden , aÄŸabeyleri de denize sırtlarını döndüklerinden beri lanetli damgasıyla yaÅŸayan mavi gözlü ceylan, sırf gemin karaya oturmasın diye canını ortaya koyup yaktı bu gece feneri. Ama köyün utanç içindeki halkı lanetlidir deyip güvenmedi ona, delidir deyip dışladı, her zaman olduÄŸu gibi suçladı. Åžimdi incecik bedeni buz gibi gecenin ortasında geminin limana yanaÅŸmasını bekliyor. Kimbilir belki de gizli bir sevdanın cesaretiyle tek başına fırtınayla savaşıyor.” Beyaz Kaptan bu sözleri duyar duymaz önce kendisiyle sonra da miçosuyla yüzyüze gelmiÅŸ. Ve bir anda fırtınayı korkutan bir sesle gürlemiÅŸ: “İstikamet açık deniz!..” O günden sonra köy halkı Beyaz Kaptan ın gemisini bir daha asla görememiÅŸ. Bir daha asla dış dünyadan bir ÅŸeye dokunamamış. Ama deniz kızları, kimi hüzünlü gecelerde Beyaz Kaptan ın bilinmez denizlerde suda yüzen bir mavi gözlü ceylan gördüğünü ve hüzünlü bir türkü söylemeye baÅŸladığını anlatıp durmuÅŸlar:
Bilirim ki sevgimiz
Aslında veremediğimiz
Bir bilinmez denizde
Yitip gitti bedenimiz.

