<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hikayelerden Anilar Ask Bilim teknoloji Masallar edevlet Hikaye Hikayeler Makale Makaleler Siir Siirler Hikayeleri Guzel Sozler Gunluk Kim kimdir nedir &#187; asker</title>
	<atom:link href="http://www.hikayelerden.com/tag/asker/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hikayelerden.com</link>
	<description>hikayelerden Din Genel Külfür hikaye hikayeleri</description>
	<lastBuildDate>Sun, 22 Jan 2012 09:37:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;nin siber ordusu</title>
		<link>http://www.hikayelerden.com/turkiyenin-siber-ordusu.html</link>
		<comments>http://www.hikayelerden.com/turkiyenin-siber-ordusu.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Jan 2011 17:52:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[Kizlarla chat odasi]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[siber ordu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikayelerden.com/?p=875</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8216;de içinde devlet sırları denilebilecek önemli bilgiler bulunan, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Genelkurmay Başkanlığı başta olmak üzere birçok devlet kurumunun internete bağlı bilgisayarlarını ve internet sayfalarını, siber saldırılara karşı TÜBİTAK&#8216;ın Bilgisayar Olaylarına Müdahale Ekibi (BOME) koruyor. Yaptıkları iş nedeniyle &#8220;Siber Ordu&#8221; diye adlandırılan ekipte, her biri kendi alanında uzman beşi tam zamanlı 40 kişi çalışıyor.TÜRKİYE&#8216;de ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone" title="Türkiye'nin siber ordusu" src="http://www.hikayelerden.com/resmi/929208.jpg" alt="" /><br /><strong>Türkiye</strong>&#8216;de içinde devlet sırları denilebilecek önemli bilgiler bulunan, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Genelkurmay Başkanlığı başta olmak üzere birçok devlet kurumunun internete bağlı bilgisayarlarını ve internet sayfalarını, siber saldırılara karşı <strong>TÜBİTAK</strong>&#8216;ın Bilgisayar Olaylarına Müdahale Ekibi (BOME) koruyor. Yaptıkları iş nedeniyle <strong>&#8220;Siber Ordu&#8221;</strong> diye adlandırılan ekipte, her biri kendi alanında uzman beşi tam zamanlı 40 kişi çalışıyor.<strong>TÜRKİYE</strong>&#8216;de ve dünyada devlet hizmetindeki birçok bilgisayar, güvenlik tehdidi altında çalışıyor. İnternetin yaygınlaşmasıyla ve e-devlet&#8217;e geçiş ile güvenlik sorunu giderek artıyor. Bu bilgisayarlar, birtakım örgütlere ya da başka ülkelerin istihbaratlarına hizmet eden hacker&#8217;ların saldırısına uğrayabiliyor. TÜBİTAK, <strong>Ulusal Elektronik </strong> ve <strong>Kriptoloji Araştırma Enstitüsü</strong>&#8216;nün (UEKAE) 2007&#8242;de kurduğu Bilgisayar Olaylarına Müdahale Ekibi (BOME) ile devlet, sanal ortamdaki saldırılara karşı korunuyor. Siber orduda görevli, Bilkent, ODTÜ, İTÜ ve Hacettepe mezunu 40 bilgisayar uzmanının büyük bir kısmı bilgisayar ve elektronik mühendisliği diplomasına sahip. Uzmanların öncelikli görevi savunma. Ne top atıyor, ne de tank, tüfek kullanıyorlar. Çünkü tek silahları bilgi. </p>
<p>Kaynak : c h i p h a b e r</p>
<div  class="related_post_title">Hikayelerden Hikaye Hikayeler Hikayesi Benzerler</div><ul class="related_post"><li>07 Ocak 2011 -- <a href="http://www.hikayelerden.com/goldun-yeni-taktigi.html" title="Gold&#8217;un yeni taktiği">Gold&#8217;un yeni taktiği</a><br /><small>Gold Teknoloji Hipermarketleri, son dönemde AVM'lerde açtığı yeni mağa...</small></li><li>07 Ocak 2011 -- <a href="http://www.hikayelerden.com/kocalar-yalan-soylemeyecek.html" title="Kocalar yalan söylemeyecek">Kocalar yalan söylemeyecek</a><br /><small>Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, geçen 30 Mayıs'ta tarihinde '3G' tel...</small></li><li>07 Ocak 2011 -- <a href="http://www.hikayelerden.com/guvenlikte-abd-mi-rusya-mi.html" title="Güvenlikte ABD mi Rusya mı">Güvenlikte ABD mi Rusya mı</a><br /><small>CHIP Dergisi Donanım Editörü Şahin Ekşioğlu, Kaspersky'ın patronu Euge...</small></li><li>07 Ocak 2011 -- <a href="http://www.hikayelerden.com/netbooka-koruma-kalkani.html" title="Netbook&#8217;a koruma kalkanı">Netbook&#8217;a koruma kalkanı</a><br /><small>Kaspersky Lab, netbook'lar için kapsamlı koruma sağlayan yeni ürünü Ka...</small></li><li>07 Ocak 2011 -- <a href="http://www.hikayelerden.com/3g-ve-fazlasi.html" title="3G ve fazlası&#8230;">3G ve fazlası&#8230;</a><br /><small>İnternet kullanımında yeni bir dönemi başlatacak olan 3G'yi EQ dizüstü...</small></li><li>07 Ocak 2011 -- <a href="http://www.hikayelerden.com/masaustunde-bir-dev.html" title="Masaüstünde bir dev!">Masaüstünde bir dev!</a><br /><small>1998 yılından bu yana Teknoloji sektöründe faaliyetlerini sürdüren Yüc...</small></li><li>07 Ocak 2011 -- <a href="http://www.hikayelerden.com/bunlari-ararken-dikkat-edin.html" title="Bunları ararken dikkat edin!">Bunları ararken dikkat edin!</a><br /><small>McAfee, internetten bazı ünlülerle ilgili arama yapmanın potansiyel vi...</small></li><li>07 Ocak 2011 -- <a href="http://www.hikayelerden.com/turkiyede-internet.html" title="Türkiye&#8217;de internet&#8230;">Türkiye&#8217;de internet&#8230;</a><br /><small>TÜİK'in Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması sonuçları...</small></li><li>10 Ağustos 2011 -- <a href="http://www.hikayelerden.com/dogru-oturtan-arastirma.html" title="Doğru oturtan araştırma!">Doğru oturtan araştırma!</a><br /><small>Ofiste bilgisayar başında otururken çalışanların en büyük kabusu sırt ...</small></li><li>12 Temmuz 2011 -- <a href="http://www.hikayelerden.com/yazliklara-internet-dopingi.html" title="Yazlıklara internet dopingi!">Yazlıklara internet dopingi!</a><br /><small>Kendi altyapısı üzerinden sağladığı ADSL2+ teknolojisini internet kull...</small></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hikayelerden.com/turkiyenin-siber-ordusu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anzakli Omer</title>
		<link>http://www.hikayelerden.com/anzakli-omer.html</link>
		<comments>http://www.hikayelerden.com/anzakli-omer.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Aug 2008 03:07:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Askerlik Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[asker hikayesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikayelerden.com/?p=107</guid>
		<description><![CDATA[Türk olmanın nasıl bir şey olduğunu unutanlara hatırlatmak için, Türk olmanın tadına varmak için, lütfen okuyun. Bu hakiki hikayeyi aktaran, sayın Dr. Ömer Musoğlu 85 yaşındadır ve halen MODA/ İstanbulda oturmaktadır. Anzaklı Ömerin Hikayesi 1957 Yılında İstanbul Tıp Fakültesi den mezun olup ihtisas yapmak üzere ABDye giden doktor Ömer Muşluoğlu, görev yaptığı hanede başından geçen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk olmanın nasıl bir şey olduğunu unutanlara hatırlatmak için, Türk olmanın tadına varmak için, lütfen okuyun.<br />
Bu hakiki hikayeyi aktaran, sayın Dr. Ömer Musoğlu 85 yaşındadır ve halen MODA/ İstanbulda oturmaktadır.</p>
<p>Anzaklı Ömerin Hikayesi 1957 Yılında İstanbul Tıp Fakültesi den mezun olup ihtisas yapmak üzere ABDye giden doktor Ömer Muşluoğlu, görev yaptığı hanede başından geçen çok enteresan bir hadiseyi şöyle anlatıyor:</p>
<p>Amerika ya gittiğim ilk yıllar.. New Yorkda Medical Center Hospitalda görev almıştım. Fakat vazifem kan almak, kan vermek, serum takmak, elektrokardiyografi çekmek gibi işler.. Hastaya o kadar önem . veriyorlar ki yeni doktorlar hemen direkt olarak hasta muayenesine, tedavisine verilmiyor .Diğer zamanlarda da laboratuarda çalışıyorum. Bir hastaya gittim. Yaşlıca bir adam, tahminen yetmiş beş yaşlarında..<br />
-Kan vereceğim kolunuzu açar mısınız?&#8221; dedim.<br />
Adamcağız kanserdi ve aynı zamanda kansızdı.. Kolunu açtım, baktım pazusunda bir Türk bayrağı dövmesi var. Çok ilgimi çekti, kendisine sormadan edemedim:<br />
-Siz Türk müsünüz?<br />
-Kaşlarını yukarıya kaldırarak &#8220;hayır&#8221; manasına bir işaret yaptı.<br />
-Ama ben hala merak ediyorum. &#8220;Peki bu kolunuzdaki Türk bayrağı nedir?&#8221;<br />
-Aldırma öylesine bir şey işte, dedi.<br />
Ben yine ısrarla:<br />
-Fakat benim için bu çok önemli, çünkü bu benim milletimin bayrağı, benim bayrağım&#8230;<br />
Bu söz üzerine gözlerini açtı. Derin derin yüzüme baktı ve mırıltı halinde sordu:<br />
-Siz Türk müsünüz?<br />
-Evet Türküm&#8230;.&#8221;</p>
<p>İhtiyar gözlerime tanıdık bir göz arıyor gibi baktı.. Anlatmaya başladı:</p>
<p>&#8220;Yıl 1915. Çanakkale diye bir yer var Türkiyede..Orada savaşmak üzere bütün Hıristiyan devletlerden asker topluyorlardı. Ben, Avustralya Anzaklarındanım. İngilizler bizi toplayıp dediler ki:<br />
-Barbar Türkler Hıristiyan dünyasını yakıp yıkacaklar. Bütün dünya o barbarlara karşı cephe açmış durumda.. Birlik olup üzerine gideceğiz. Bu savaş çok önemlidir.<br />
Biz de inandık sözlerine ve savaşmak isteyenler arasına katıldık.. Beynimizi yıkayan İngilizler Türklere karşı topladığı askerlerin tamamını Çanakkaleye sevk . ediyormuş. Bizi gemilere doldurup Mısıra getirdiler, orada birkaç ay talim gördük, sonra da bizi alıp Çanakkaleye getirdiler.</p>
<p>Savaşın şiddetini ben ilk orada gördüm. Öyle ki denize düşen gülleler suları metrelerce yukarı fışkırtıyor, gökyüzünde havai fişekler gibi geceyi gündüze çeviriyordu. Her taarruzda bizden de Türklerden de yüzlerce insan hayatının baharında can veriyordu. Fakat biz hepimiz Türklerdeki gayret ve cesareti gördükçe şaşırıyorduk. Teknolojik yönden çok çok üstün olduğumuz gibi sayı bakımından da fazlaydık. Peki onlara bu cesaret ve kuvveti veren şey neydi? İlk başlarda zannediyordum ki İngilizlerin bize anlattığı gibi Türkler barbarlıktan böyle saldırıyorlar. Meğer bu barbarlıktan değil, kalplerindeki vatan sevgisinden kaynaklanıyormuş.</p>
<p>Biz karaya çıktık. Taarruz edeceğiz, bizi püskürtüyorlar.. Tekrar taarruz ediyoruz, bizi gene püskürtüyorlar. Tekrar taarruz ediyoruz..</p>
<p>Derken böyle bir taarruzda başımdan yediğim bir dipçik darbesiyle kendimden geçmişim. Gözlerimi açtığımda kendimi yabancı insanların arasında buldum. Nasıl korktuğumu anlatamam. İngilizler bize Türkleri barbar, vahşi kimseler olarak tanıttı ya&#8230; Ama dikkat ettim, bana hiç de öfkeli bakmıyorlar, yaralarımı sarmışlar. İyice kendime gelince bu defa çantalarında bulunan yiyeceklerden ikram ettiler bana. İyi biliyorum ki onların yiyecekleri çok çok azdı. Bu haldeyken bile kendileri yemeyip bana ikram ediyorlardı. Şok olmuştum doğrusu..<br />
Dedim ki kendi kendime:<br />
-Bu adamlar isteseler şu anda beni öldürürler, ama öldürmüyorlar&#8230; Veyahut isteseler önceden öldürebilirlerdi.. Halbuki beni cephenin gerisine götürdüler.. Biz esirlere misafir gibi davranıyorlardı. Bu duygularla Yazıklar olsun bana dedim. Böyle asil insanlarla ben . niye savaşıyorum, niye savaşmaya gelmişim? Bu İngiliz milleti ne yalancıymış, ne kadar Türk düşmanıymış diyerek pişman oldum.. Ama bu pişmanlığım fayda etmiyor ki&#8230; Bu iyiliğe karşı ne yapsam diye düşündüm durdum günlerce.. Nihayet bizi serbest bıraktılar. Memleketime döndüm. İşte memlekette Türk milletini ömür boyu unutmamak için koluma bu Türk bayrağı dövmesini yaptırdım. Bu bayrağın esrarı bu işte..&#8221;</p>
<p>Benim gözlerim dolu dolu ihtiyara bakarken o devam etti: Talihin cilvesine bakın ki, o zaman ölmek üzere iken yaralarımı iyileştirerek, sıhhate kavuşmama çaba sarf eden Türkler idi. Şimdi de Amerika gibi bir yerde yıllar sonra yine iyileştirmeye çaba sarf eden bir Türk&#8230; Ne garip değil mi? Avustralyadan Amerikaya gelirken bir Türkle karşılaşacağımı hiç tahmin etmezdim. Siz Türkler gerçekten çok merhametli insanlarsınız. Bizi hep kandırmışlar, buna bütün kalbimle inanıyorum. Peşinden nemli gözlerle<br />
-Bana adınızı söyler misiniz? dedi.<br />
&#8220;Ömer&#8221; cevabını verdim. .<br />
Merakla tekrar sordu:<br />
-Peki niçin Ömer ismini vermişler sana?&#8221;<br />
-Babam Müslümanların ikinci halifesinin isminden ilham alarak bana Ömer adını vermiş.<br />
-Senin adın Müslüman adı mı?<br />
Ben<br />
-Evet, Müslüman adı&#8221; deyince yüzüme baktı,doğrulmak istedi. Onun yatakta oturmasına yardım ettim. Gözleri dolu doluydu. Yüzüme bakarak dedi ki:<br />
-Senin adın güzelmiş. Benim adım şimdiye kadar Josef Miller idi, şimdiden sonra &#8220;Anzaklı Ömer&#8221; olsun.<br />
-&#8221;Olsun&#8221; dedim.<br />
-&#8221;Peki doktor beni Müslüman . eder misin? Müslüman olmak zor mu ?&#8221;<br />
Şaşırdım, nasıl da birdenbire Müslüman olmaya karar vermişti. Meğer o bunu hep düşünüyormuş da kimseyle konuşup soramadığı için gerçekleştirememiş..<br />
-&#8221;Tabii&#8221; dedim.. &#8220;Müslüman olmak çok kolay.&#8221; Sonra kendisine imanın ve İslamın şartlarını anlattım, kabul etti. Hem kelime-i . şahadet getiriyor, hem de ağlıyordu.. Mırıldandı:<br />
-Siz Müslümanlar tespih çekersiniz, bana da bir tespih bulsan da ben de yattığım yerden tespih çekerek Allahımı ansam olur mu?<br />
Bu sözden de anladım ki dedelerimiz savaş esnasında Hakkı zikretmeyi ihmal etmiyormuş. Hemen bir tespih bulup kendisine getirdim. Hasta yatağında tespih çekiyor, biz de tedavisiyle ilgileniyorduk. Bir gün yanına gittiğimde samimi bir şekilde rica etti.<br />
-Beni yalnız bırakma olur mu?&#8221;<br />
-Ne gibi Ömer amca?<br />
-Ara sıra gel de bana İslamiyeti anlat!.. Sen çok güzel şeylerden bahsediyorsun. O sözleri . duydukça kalbim ferahlıyor.&#8221; O günden sonra her gün yanına gittim, bildiğim kadarıyla dinimizi anlattım. Fakat günden güne eriyip tükeniyordu. Kaç gün geçti tam hatırlamıyorum, hastanenin genel hoparlöründen bir anons duydum;<br />
&#8220;Doktor Ömer, lütfen 217 numaralı odaya gidin!<br />
Hemen yukarı çıktım. Ömer amcanın odasına vardığımda gördüğüm manzara aynen şöyleydi: Sağ elinde tespih, açık duran sol kolunun pazusunda dövme Türk bayrağı, göğsünde imanı ile koskoca Anzaklı Ömer son anlarını yaşıyordu. Hemen başucuna oturdum, kendisine kelime-i şahadet söylettirdim, o şekilde kucağımda ruhunu teslim etti&#8230;<br />
Bir Çanakkale gazisi görmüştüm. Yıllar sonra da olsa Müslüman Türk Milletine olan sevgisi sayesinde kendisine iman nasip olmuştu. Ne yalan söyleyeyim, ağladim..&#8221;</p>
<div  class="related_post_title">Hikayelerden Hikaye Hikayeler Hikayesi Benzerler</div><ul class="related_post"><li>07 Ocak 2011 -- <a href="http://www.hikayelerden.com/turkiyenin-siber-ordusu.html" title="Türkiye&#8217;nin siber ordusu">Türkiye&#8217;nin siber ordusu</a><br /><small>Türkiye'de içinde devlet sırları denilebilecek önemli bilgiler bulunan...</small></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hikayelerden.com/anzakli-omer.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

